|
İnanan, inandığı gibi yaşamak isteyen her insan, siyasetle
ilgilenmek, siyaset yapmak zorundadır. Çünkü, her inancın kendi
inanç çerçevesi içerisinde siyaseti vardır. Bu siyasetini hayata
geçirmesi için de siyaset yapmak durumundadır. Aksi halde siyasi
iktidar; değer tanımayan bir avuç azınlık içinde dolaşan bir nimet
haline gelecek ve inananlar yönetilen çoğunluk olarak kalmaya mahkum
olacaklardır. Öncelikle kötülükleri hayattan söküp atmak ve
yerlerine insan fıtratına uygun iyiyi, güzeli koymak için siyaset
bir mecburiyettir. Nefse tapınmaya, iktidar hırsına, tahakküm
arzusuna dayanan siyaset anlayışı; iyilikleri emredenler meydanı boş
bıraktığı anda hükümran olacaktır.
Nitekim bugün Türkiye’nin yönetim seçkinleri, hep küçük bir
azınlık olarak kalmışlardır. Onların yönetiminde Hakk’ın ve halkın
rızası değil, Batı’nın rızası aranmıştır. Birbirinden farkı olmayan
partilerin oluşturduğu siyasi yapı; lider sultaları, şahsi kaprisler
ve yalanlar üzerine inşa edilmiştir. Halk çaresiz, en az kötüyü
seçmeye zorlanmış, demokrasinin temeli olan seçme hürriyeti işlemez
hale gelmiştir. Gelenin gidenin arattığı; siyasetin devlet
imkanlarını peşkeş çekmek, halkı soymak için yapıldığı bir ülkede
demokrasiden, Hakk’ın ve halkın rızasına dayalı siyasi iktidardan
söz edilemez. Toplumu ve devleti batıracak olan bu anlayış,
siyasetin tek ve geçerli şekli olamaz.
Bizler bu çarpık siyaset anlayışını yıkmak, milletimize çare
olmak için Büyük Birlik Partisi çatısı altında biraraya geldik.
Siyasetle, iktidar olmakla ilgili değer tanımaz bütün anlayışları
reddediyor ve milletimize yepyeni bir ufuk vaad ediyoruz.
Siyasi iktidara talibiz. İktidarı bir avuç azınlığın elinden
alıp, gerçek sahibi olan milletimize iade edeceğiz.
Siyasete ahlakı hakim kılacağız. Siyasete seviye ve itibar
kazandıracağız.
Siyaseti kendi başına bir gaye olmaktan çıkarıp, milletimize
ulaşmanın ve hizmetin bir vasıtası yapacağız.
Siyaseti parçalayan, insanları birbirine düşman eden bir kavga
sahası olmaktan kurtaracak, hoşgörüye, uzlaşmaya ve birliğe dayalı
gönüllerin fethi hareketine dönüştüreceğiz.
Milletimizin, belirsizliklerle dolu geleceğimizin, bizden
beklediği bunlardır. Zamanın artık gelmiş olduğuna hükmederek kutlu
bir sefere çıkıyoruz.
Türk Milleti, İslam alemi ve bütünüyle dünya, belirsizliklerle
dolu yeni bir çağa adım atıyor. İnsanlık tarihi yeni bir döneme
giriyor.
Son iki yüzyıldır hasta adam, azgelişmiş ülke sıfatlarıyla
anılan ülkemiz için gelmekte olan çağ, geniş bir ufuk, parlak bir
istikbal vaad ediyor...
Türk Dünyası, yüzyıllardır arasına konulan engelleri birer
birer parçalıyor. Türk aleminin sosyal ve ekonomik işbirliğinin
gerçekleştireceği bir ufuk önümüzde uzanıyor. Türkiye, uzun tarihi
tecrübesi ve bünyesindeki dinamik enerjiyle yeni dünyanın kurucu
gücü olmaya aday bir konumda bulunuyor. Bu umut vaad eden geleceğe
karşılık daha şimdiden önümüze bir yığın engel çıkartılıyor,
doğmakta olan gücümüzü boğmak için bin türlü oyun oynanıyor.
Güneydoğu’da yüzyıllardır aynı dini, aynı tarihi, aynı kaderi
paylaştığımız ve bölünmez bir milletin mensupları olduğumuz
kardeşlerimiz, bizden koparılmak isteniyor. Türkiye, Orta Asya’daki
soydaşlarımıza Batı’nın menfaatlerini, çürümüş değerlerini taşıyan
bir taşeron konumuna itiliyor.
Belirsizliklerle dolu yeni çağda müreffeh ve adil bir toplum
kurmamız, insanlığa huzur ve barış armağan edecek bir güce
ulaşmamız, milletimizde zaten var olan hasletleri milli politikalara
dönüştürmemize bağlıdır.
Türkiye’nin mevcut siyasi yelpazesi ve bu yelpaze içinde kurulu
partiler, dev bir bünyeye giydirilmek istenen cüce elbiseleri gibi
durmaktadırlar.
Türk milletinin, gelecek yeni çağda, siyasi geçim kaynağı
olarak gören, devlet imkanlarını sağa-sola peşkeş çekme yarışı
olarak anlayan, halkını ezen, yoksulluğa mahkum eden, lider
sultalarını devam ettirmeyi temel şart sayan siyaset anlayışlarının
gelişme bulabileceğine inanmıyoruz.
Milletimizin insanlığa huzur vermiş hasletlerini, inançlarını
rehber edinen, adil-huzurlu bir toplum kurmayı amaçlayan ve siyaseti
bir benlik kavgası olarak değil, milli iradeyi hakim kılma gayreti
olarak gören gücünü milletin inançlarından alan bir siyasi partiye
ihtiyaç duyduğu aşikardır. Allah’ın izniyle niyetimiz, milletimizin
beklediği kadro olmak ve şerefle dolu yeni bir tarihi başlatmaktır.
Siyasete yeniden itibar kazandıracak birleştirecek ve
kucaklayacak, katılımcı ve sivil bir anlayış üzerinde yükselerek,
Türkiye’yi 21. Yüzyıl’da layık olduğu mevkie getirecek, adaleti ve
birliği tesis edecektir. Büyük Birlik Partisi, işte bu partidir.
SİVİL TOPLUM
Aile toplumun
temelidir. Geleneksel Türk-İslam ailesinin gücünü muhafaza etmek
için toplum ve devlet her türlü faaliyet men edilecektir. Toplumu
ahlaken ifsad eden muzır neşriyat kaynağından engellenecektir. Bu
tür neşriyatları hazırlayanlar ve tevziini yapanlar
cezalandırılacaktır. Toplumda yardımlaşmayı, dayanışmayı sağlayan
teşebbüsler teşvik edilecektir. Devlet bünyesinde yer alan devlet
kuruluşları (Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu, Sosyal
Yardımlaşma ve Dayanışma Fonu vs. ) halkın yönetimine bırakılacak,
devlet bu kuruluşlara gelir temin edecektir. Toplumda adalet ve
hakkaniyet duygusunu hakim kılmak, sarsılan maşeri vicdanı yeniden
sağlamlaştırmak için sosyal tesanütü, yardımlaşmayı ve hakkaniyeti
cesaretlendirecek uygulamalar hayata geçirilecektir.
Yoksulluk, rüşvet ve suistimallerin kökü kazınacaktır. Bunun
için rüşvet alanı koruyan, suçun belirlenmesini zorlaştıran kanuni
kayıtlar kaldırılacak ve bütün devlet kurum ve kuruluşları halkın
denetimine açık hale getirilecektir. Kamu kurum ve kuruluşlarının
harcamalarını denetlemek için her vatandaş yetkili olacaktır.
Yolsuzluk, rüşvet ve suistimale yolaçan kamu görevlileri en ağır
şekilde cezalandırılacaktır.Partimiz, siyasi iktidar dışında, halkın
merkezi ve mahalli iktidara katılımını sağlayacak bütün kanalları
açacak ve işletecektir. Her kademede halkın yönetme iştiraki ana
prensip olacaktır.Sivil toplum, kendisine sahip çıkan toplumdur.
İnsanlar, iktidarlarını, kendi rızaları doğrultusunda, katılımcı
dayanışma ve işbirliği temellerinde gerçekleştirmelidir. Devlet bir
ideal değil, bir vasıtadır; insanları daha mutlu , daha müreffeh,
daha şahsiyetli kılmak için milleti meydana getiren fertlerin
tecessüm etmiş iradesidir. Devlet, halkına hizmet için vardır.
Milletinin iradesini içerde ve dışarıda gerçekleştirmek için
vardır. Devleti insanları için bir vasıta ve hizmet kapısı olarak
tutacak kuvvet sivil toplumdur. Yoksa, iktidarı elinde tutanlar
kendi şahsi heves ve arzularını, devletin iradesi olarak takdim ve
icraya kalkışırlar. Gaye olan insanı, devletin arkasına sığınıp
vasıta haline getirirler. Türkiye'de bugüne kadar yapılan budur.
Bunu engelleyecek güç, devleti halkının hizmetkarı yapacak olan
sivil toplumdur.Bu mülahazalarla sivil toplumu ve onun iktidarını
bütün Türkiye sathında kurmaya başlayacağız. Sivil inisiyatif
Programı adını verdiğimiz sivil toplumu kurma; sosyal iktidarı
gerçekleştirme çabamızın esasları şunlardır.
·
Her
fert çevresindeki insanlardan sorumludur. Bu sorumluluğun gereği
olarak çevresinde yaşanan haksızlıkları ortadan kaldırmak, zarar
görenlerin zararını gidermek ve zor durumda olanların yardımına
koşmak zorundadır.
·
Mahalle, köy, ilçe, işyeri gibi yerlerde meşveret meclisi
oluşturularak sivil inisiyatif esasları hayata geçirilecektir.
Heyette, siyasi görüşlerine bırakılmaksızın ehliyetli, liyakatli,
mahallin önde gelenleri yeralacaktır. Heyetler, mutabakat çarımızda
yer alan prensiplere göre teşekkül edecek ve çalışacaktır.
·
Sivil
inisiyatif heyetleri mahallede yaşayan bir yetimden, ülkenin
tamamındaki her konudan sorumludur. Bu sorumluluğunu elde ettiği
halk desteğini ve sahip olduğu bütün imkanları kullanarak yerine
getirecektir.
·
Heyetler, devlet kuruluşlarında (okul, hastane, adliye vs.)
cereyan eden haksızlıkların üzerine gidecek, bütün kamu kurum ve
kuruluşlarını denetleyecek, gördüğü yanlış uygulamaları, halkı
seferber ederek düzeltecektir.
·
Sivil
inisiyatif heyetleri, hukuki-meşru sınırlar içinde her türlü hak
arama yolunu kullanacaktır. Dilekçe, protesto, pasif direniş,
yürüyüş, teşhir vs. gibi.
·
Yeni
nesillerin ahlakı ve faziletli insanlar olarak yetişmesi, sivil
inisiyatif programının en önemli gayesidir. Bu gaye ile toplumu
ifsat eden her türlü ahlaksızlık ve yozlaşmaya karşı Türkiye çapında
bir kampanya açılarak; bulunan mahallerde ahlaksızlık kaynağı olan
faaliyet ve vasıta engellenecektir.
·
Program, sosyal hayatın her kesimini, her anını ihtiva
etmektedir. En geniş anlamda sendikalaşma ve teşkilatlanma yanında
mahallin özelliklerine göre iktidar üzerinde baskı kurularak
gerçekleştirilecektir.
MİLLİ SİYASET
Siyaset anlayışımızın kaynağı ve dayandığı temel esas HALKA
HİZMETTİR. Milletimizi yüzyıllardır ayakta tutan ve tarihte şerefli
bir mevki işgal etmemizi sağlayan inançlarımız ve kültürel
değerlerimizdir. Müslüman Türk kimliğinin belirleyicisi olan
inançlarımız, milletimizi bugün ve gelecekte layık olduğu yere
ulaştıracak vazgeçilmez prensipleri vermektedir. Bizler de
siyasetimizin temeline bu prensipleri yerleştiriyoruz.
ÇOKLUK İÇİNDE BİRLİK
Siyasetimiz
bölmek ve parçalamak için değil, birleştirmek ve toparlamak içindir.
Hedefimiz, temel prensiplerimiz etrafında bütün milli güçleri milli
menfaatler ve ülküler etrafında toplamaktır. Bunun için Çokluk
İçinde Birlik esasına dayalı olarak mutabakat arıyoruz.
Çokluk İçinde
Birlik prensibini, mutlak hakikatler dışında her türlü farklılığın,
her türlü görüş ve kavrayış biçiminin meşru ve makul kabul edilmesi
olarak anlıyoruz. Bu inanç ve kabul ile, kendilerini değişik
isimlerle niteleyen farklı grup ve meşreplerin oluşturduğu milli
güçlerin milli menfaat ve ülküler etrafında toplanmalarını
savunuyoruz. Milli güçleri, tarihimizin faili yapacak anlayışın,
milli mutabakat olduğuna inanıyor ve bu mutabakatı tesis etmek, için
her türlü fedakarlığa ve feragate hazır olduğumuzu beyan ediyoruz.
SİYASET BİR HİZMETTİR
Siyaset iyiliği
emretmek, kötülükleri yasaklamak için lüzumlu olan bir vasıtadır.
Siyaset hiçbir zaman gaye olamaz. Siyasetimiz savunduğumuz
prensiplerin emrinde bir hizmet aracı olarak kaldığı sürece
meşruiyetini sürdürecektir. Siyaseti baskıcı bir iktidar aracı
olarak değil, teklif ve tebliğ edici bir ikna aracı olarak
görüyoruz.
MEŞVERET
Siyasi karar ve
uygulamalarımızda, her safhada ve her alanda uyacağımız usul
meşverettir. Meşveret, tabandan tavana kadar her ferdin siyasi
kararlara fikir bildirerek, tenkit ederek ve uygulamaları bi'l-fiil
denetleyerek iştirak etmesidir. Bu bakış açısıyla demokratik kurum
ve kuralların daha çoğunu ve daha kapsamlısını talep ederek
savunuyoruz. Demokrasiyi, halkın seçtiği temsilciler eliyle
yönetilmesi, yani iktidarın küçük bir azınlığa teslim edilmesi
değil; halkın her safhada yönetime katılması olarak tarif ediyoruz.
Temsili demokrasi anlayışı yerine katılımcı demokrasiyi, halkın
kendini yöneten bir güç olarak, siyasi iktidarın zirvesine
yerleştilirmesini talep ediyoruz.
PARTİ ANLAYIŞIMIZ
İnsanların
yanılmazlığı, putlaştırılması üzerine inşa edilmiş lider
sultalarını, lider karizmalarına dayalı siyaset anlayışını
reddediyoruz. Büyük Birlik Partisi, bir lider partisi değil, sürekli
istişare eden, denetlenen bir kadro partisidir. Parti yönetimi
halkın sözünü, düşüncesini siyasete aktarmak, halkın iradesini
temsil etmekle görevlidir.
LAİKLİK
Büyük Birlik Partisi, Cumhuriyetin temel niteliklerine
saygılıdır. Laiklik, din ve vicdan hürriyetinin temel kabul
edildiği, tüm din ve inanç sistemlerine karşı tarafsız davranıldığı
bir sistemdir. Laiklik, devletin felsefe ve din karşısındaki
tarafsızlığıdır. Laiklik insanlara değil, kurumlara, yani devlete
özgü bir durum olup, devlet kamu hizmeti sunarken, kanun önünde
eşitlik, temel hak ve hürriyetler ilkelerini ihlal edemez. Bu
anlamda herkes düşünce, vicdan ve din özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu
|