Avrupa her zamanki gibi yine asıl yüzünü gösterdi. Devletine ve Milletine hakaret eden Orhan Pamuk'u Nobel Edebiyat ödülü ile taltif etti. Batı yine ihanete pirim verdi.
Dost ve Müttefik Avrupa, içlerine girmek için
hükümetlerimizin kapısında kırk takla attığı Avrupa. 2006 Nobel Edebiyat ödülünü
Orhan Pamuk'a veren Avrupa bir kez daha Türk-İslam dünyasına ilişkin
değerlendirmesinin değişmediğini tescillemiş oldu. Haçlı Dünyası tarafından
taktir görmenin tek yolu kendi manevi dinamiklerini inkar etmek ve hatta
Orhan Pamuk örneğinde olduğu gibi onları alaya alarak küçük görmekten geçiyor.
Türkiye Cumhuriyeti Devletinde pek çok şair ve edip var iken kendi değerlerine
hakaret ile ünlenen Orhan Pamuk'un Nobel Edebiyat Ödülüne layık görülmesinin
nedeni bellidir ve herkesin malumudur. Bir kez daha tekrar edersek batılı
gözünde makbul olmanın ön şartının kendi değerlerine küfretmekten geçtiği alenen
meydandadır. .
Fransa’nın sözde Ermeni Katliamı yasasını gündeme taşıdığı ve parlamentosunda
kabul ettiği bir zamanda Orhan Pamuk’un ödüllendirilmesinin aynı zaman dilimine
denk gelmesi de ayrıca değerlendirilmelidir.Bizler bu tavra şaşırmıyoruz, bu
beklediğimiz bir sonuçtu. Tarih boyunca Haçlı Dünyasının Türk-İslam Dünyasına
yaklaşımı bugünkünden farklı olmamıştır. Haçlı seferlerini başlangıç kabul
edersek bugünkü Papa’nın son beyanlarına, Fransa’nın sözde Ermeni Soykırımını
inkar yasasından Orhan Pamuk’un ödüllendirilmesine kadar yaklaşımda uygulanmak
istenilen senaryo hep aynıdır. Hal böyle iken Türk-İslam Dünyası ile Haçlı
Dünyasının ilişkilerinde başka bir ölçü aramak iğne ile kuyu kazmaktan başka bir
şey değildir.
Türkçemizin "kış kışlığını, puşt puştluğunru yapacaktır" deyişinden hareketle,
Haçlı zihniyetini bilerek bu yapılandan farklı bir muamele beklemediğimizi
belirtmek istiyoruz. Bugün ki olaylara rağmen içimizdeki ruhunu Batıya
satmışların tavrı manidardır. Millete küfrederek kazınıldığı aşikar olan bu
ödüle alkış çalanları hazmedemiyoruz. Maalesef bu tiplerin sayısı her geçen gün
artış göstermekte ve hemen hemen her sahada karşımıza çıkartılarak, adeta Türk
Milleti bir cendereye sokulmak istenmektedir.
Orhan Pamuk’a verilen bu tip ödüller ne ilk ne de son olacaktır. Bu şartlarda
memlekette hangi hal ve şartta bulunursa bulunsun herkesin aklını başına alması
gerekmektedir. Haçlı Dünyasının Türkleri yok etme iradesine karşı ancak top
yekün mukavemet göstermek gerekmektedir .Bu konuda biz mecbur ve de mahkumu
olduğumuz vazifeden zerre kadar feragat etmeyeceğimizi bütün dost ve düşmana
ilan ediyoruz.