Genel Başkanımız Muhsin Yazıcıoğlu, Orhan Pamuk’a çağrıda bulundu: “Eğer biraz haysiyet duygusuna sahipsen, ödülü iade et.” dedi.
Yazıcıoğlu’ndan Orhan Pamuk’a Çağrı:
HAYSİYETİN VARSA ÖDÜLÜ İADE ET
Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, Nobel Edebiyat
Ödülü’nü alan Orhan Pamuk’a çağrıda bulundu: “Eğer biraz haysiyet duygusuna
sahipsen, ödülü iade et.”
BBP Lideri Muhsin Yazıcıoğlu, partilileriyle iftar yemeğinde buluştu. FM
Restorant’ta düzenlenen iftar yemeği sonrası basın açıklaması yapan Yazıcıoğlu,
Partisinin il ve ilçe teşkilatları yönetimi ile birlikte olmaktan büyük mutluluk
duyduğunu belirterek başladığı konuşmasında, geçtiğimiz günlerde Nobel Edebiyat
Ödülü alan Orhan Pamuk’u ağır bir dille eleştirdi.
BBP Lideri Muhsin Yazıcıoğlu, “Orhan Pamuk, gerçekte Türkiye Cumhuriyeti
vatandaşı ise, bir yandan Fransa’da Türkiye aleyhine kararlar alınırken, diğer
taraftan kendisine Nobel Edebiyat Ödülü verilmesi altındaki gerçeği görür ve
ödülü iade eder” şeklinde konuştu. Bütün bunların tesadüf olmadığını
belirten Yazıcıoğlu, ödülün Orhan Pamuk’un kalemine ve edebiyatına değil, o
kalemle yazdığı Türk tarihine ve milletine yönelik iftira dolayısıyla
verildiğini ve Orhan Pamuk’un onurlu bir davranış göstererek, “Benim milletim
tarihte soykırım yapmamıştır, ben şerefli bir milletin mensubu olmaktan gurur
duyuyorum” demesi gerektiğini dile getirdi.
Elif Şafak’a da Verirler
Orhan Pamuk’a Nobel Edebiyat Ödülü verilmesinin kendileri için sürpriz
olmadığını ifade eden Yazıcıoğlu, Orhan Pamuk'tan sonra Nobel Ödülü'nün yakında
yazar Elif Şafak'a verileceğini iddia ederek, “Çünkü Türk devletine, Türk
vatanına, sövüyorlarsa, ihanet ediyorlarsa, Türk devletine aleyhine
çalışıyorlarsa, Batı himaye ediyor, ödül veriyor, para veriyor “ şeklinde
konuştu.
Elif Şafak meselesinde bunu söylediği zaman bazı çevrelerin kendisini çok sert
ifade kullandığı yönünde eleştirdiğini anımsatan Yazıcıoğlu, “Batı tarih
düşmanlığından hiç bir zaman vazgeçmedi, Türk’ü Anadolu'dan sürmenin peşinde”
dedi.
2001 Yılını Hatırlattı
2001 yılında Fransa Parlemontosu'nun Ermeni soykırım tasarısını kabul ettiğini
hatırlatan Yazıcıoğlu, Türkiye’den ticari ve ekonomik alanda tepki konulmadığını
söyledi. Yazıcıoğlu, siyasi iktidarların zamanında tavır koymuş olmaları
durumunda bu işin bu noktaya gelmeyeceğini belirtti. Fransa'nın yaptığının
açıkça düşmanlık olduğunu ifade eden Yazıcıoğlu, Batı'nın iki yüzlülüğünü
deşifre etmek için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) başvurulması, başta
OYAK olmak üzere Fransa ile iş yapan firmaların ticari ilişkilerini
dondurulması, Fransız firmalarının ihalelerden dışlanması, Fransız okullarına
karşı tavır konulması gerektiği üzerinde durdu ve Türk Milleti’ni Fransız
mallarını boykota davet etti.
İkinci Cüretkarlık
Fransa’nın son yasa tasarısı ile ikinci cüretkarlığı yaptığını belirten
Yazıcıoğlu, Fransa’nın Türk Milleti’ne fiilen düşmanlık anlamına gelecek
kararlar çıkardığını ve bundan önceki ve şimdiki iktidarın Fransa’ya karşı
yaptırım uygulamadığını belirtti. Yazıcıoğlu, şöyle konuştu: “Yapılan,
Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi’ne aykırıdır. Bu konuyu Avrupa ve dünya
gündemine taşımalıyız. Hukuki mücadelenin yanında Fransız mallarını boykot
etmeli ve mallarını almamalıyız. Bu kanun senatodan geçerse Eiffel Kulesi’nin
önüne gitmeli orada Ermenilerin Türkler’e karşı katliam yaptıklarını, Türk
Devleti’nin şefkatine karşı ihanette bulunduklarını, köyleri basarak kadınlara
tecavüz ettiklerini ve katliamlar yaptıklarını söylemeli ve Ermeni soykırımı
iddiasının iftira olduğunu, Türk Devleti’nin tarihinde hiçbir zaman soykırım
yapmadığını ve Avrupa’nın aynaya bakması gerektiğini söylemeli, Fransa’nın bu
kanununu ihlal etmeliyiz. Türkiye Fransa ile ticareti askıya almalı, Gümrük
Birliği çerçevesinde yükümlülük varsa gerekirse onu da askıya almalıyız. Gümrük
Birliği zaten 100 milyar doların üstünde zarar etmekten başka ne yapmıştır ki?
Fransız okullarını dışlamalıyız, Galatasaray, Üniversitesi, Galatasaray Lisesi
ve diğer Fransız okullarını cazibe merkezi olmaktan çıkarmalıyız.”
"Tarihte Türklerin yaptığı hiçbir soykırım olmamıştır" diyen Yazıcıoğlu,
"Batı aynaya baksın, kendi geçmişini yargılasın diyeceğiz. Biz tam birlik
beraberlik içinde hareket edersek, Fransa kendi topuğuna kurşun sıktığını
görecektir" diye devam etti.
Savaşta mı Yenildik?
iktidara gelmenin değil, iktidarda muktedir olmanın önemi üzerinde duran
Yazıcıoğlu, “Kimden borç alırsanız ondan bir gün emir almak zorunda
kalırsınız” dedi. Yazıcıoğlu, Türkiye’de kirli medya, kirli sermaye, kirli
bürokrasi ve kirli siyasetin oluşturduğu bir kumpasla karşı karşıya olunduğunu
belirtti.
1937’den itibaren devlet ve milletin arasının açıldığını söyleyen Yazıcıoğlu,
“Dış güçlerden yardım ve borç istendi. Borç, borçla kapatılmaya çalışıldı ve bu
sarmalın içine düşüldü. Darbeler yaşadık, arkasından kültür transformasyonu
oluştu ve değerlerimizi terk ederek Batı’nın değerlerini aldık” dedi.
Yazıcıoğlu, şöyle devam etti: “Roma-Grek kültürü, Hıristiyan dini ve Yunan
felsefesinin oluşturduğu Batı medeniyetini, sözde aydınlarımız kendileri için
bir kurtuluş reçetesi gördüler, bize ait güzelliklerimizi terk ederek, AB’ye bel
bağladılar. Bunun sonucu olarak şimdi onlar bize her şeyi dayatmaya başladılar.
Sanki bir savaş oldu yenildik, masaya oturduk, galip devletler bize isteklerini
dikte ettiriyorlar. ‘Kürt’ü Türkmen’i birbirinden ayırın, Alevi’yi Sünni’yi
birbirinden koparın’ diyorlar. ‘Türkiye’yi azınlıklar ülkesi yapın, federalizme
gidin’ diyorlar. ‘Güneyinizdeki Dicle-Fırat su havzalarını, içinde İsrail’in
olduğu uluslararası komisyona verin’ diyorlar, egemenlik hakkımızı istiyorlar.
‘Askerinizi çekin, Kıbrıs’ı terk edin’ diyorlar. ‘İstanbul’da Vatikan benzeri
ekümenik patriklik kurun’ diyorlar. Bütün bunlar yetmezmiş gibi, Ermeni
soykırımı iftirasını kabul edin, o da yetmedi siz aslında tarihte Süryani ve Rum
Pontus soykırımı da yapmıştınız, bunu da kabul edin, ayrıca ‘yabancılara toprak
satışında bir engel kalmasın’ diyorlar. ‘Madenlerinizi biz alalım, bankalarınızı
bize verin, biz üretelim siz sadece tüketici olun’ diyorlar. ‘Sermaye bizim
elimizde olsun, siz ırgat olun’ diyorlar.”
301. Madde Kaldırılmamalı
Son günlerde 301. maddenin kaldırılması konusunda dayatmalar olduğunu anımsatan
Yazıcıoğlu, “301. madde, TBMM’nin manevi şahsiyetine, Türklük’e, Türklük’ün
değerlerine, devlete hakarete ceza veriyor. Avrupa, ‘Sadece bizim küfür etmemiz
yetmez, 301. maddeyi kaldırın kendi kendinize de daha rahat hakaret edin’ diyor.
Fikir hürriyeti, özgürlükler adına 301. maddeyi bize dayatanlar, kendi
meclislerinde Ermeni soykırımı olmamıştır demeye 5 yıl ceza tayin edecek kanun
çıkarıyorlar” diyerek 301. maddenin kaldırılmaması gerektiğini ifade etti.
Yazıcıoğlu, bir taraftan Papa'nın konuştuğunu, diğer taraftan Danimarka'da Hz.
Muhammed'e hakaret yarışmaları düzenlendiğini, Büyük Ortadoğu Projesi (BOP)
çerçevesinde haritalar yayınlandığı, Ermeni soykırımı olmadığını söylemenin suç
sayıldığı yasanın kabul edildiği esnada, Batı'nın Türkiye'yi kuşatmak
istediğini, bunu medya ve sözde aydınlar aracılığı ile gerçekleştirmek
istediğini öne sürdü.
Kış Geldi Silah Bıraktılar
Böyle bir ortamda terörle mücadelenin ABD’ye havale edilmesini eleştiren
Yazıcıoğlu, teröristbaşı APO’nun PKK’ya silahları bırakın çağrısında
bulunmasını, “Her kış mevsimi geldiğinde bunlar ateşkes edip, silah bırakıyor,
kışın dağda yaşamak kolay mı?” şeklinde yorumladı.
Bush’un Yanında Oturmak Şeref Kaybettirir
Türkiye’nin gittikçe daralan bir kuşatma ile karşı karşıya olduğunu dile getiren
Yazıcıoğlu, Başbakan Erdoğan’a “Titreyin ve kendinize gelin” çağrısında
bulundu ve Bush’un yanında oturmanın şeref kaybettireceğini öne sürdü:
Yazıcıoğlu, şöyle devam etti: “Ortadoğu yeniden şekillendirilmek isteniyor.
Türkiye Cumhuriyeti topraklarından toprak almayı, Ermenistan’ı genişletmeyi
hayal ediyorlar. Başbakan Erdoğan, Türkiye’den toprak koparmayı esas alan BOP’un
eşbaşkanı olduğunu ve Amerika ile BOP’ta tam bir mutabakat içinde olduklarını
ilan ediyor. Başbakan Erdoğan, Bush’un yanında biraz daha fazla oturmaktan
duyduğu büyük onuru ifade ediyor. Yeni bir haçlı komutanı gibi davranan, elinde
Müslüman kanı olan Bush’un yanında biraz daha fazla oturmak sana şeref değil,
şeref kaybettirir. Titreyin, kendinize dönün. Bu anlayışla giderseniz kafanızı
taşa çarpacaksınız. Ama Türkiye yerinde duracak, çünkü biz varız, büyük Türk
Milleti var. Hayal haritaları gerçekleşemeyecektir. Sevr’de nasıl yırtıp çöp
sepetine attıysak, bugün de yeni Sevr haritalarını da yırtacak güce ve
kararlılığa sahibiz. O imanımız var.”