Yeniçağ Gazetesi Yazarlarından Y.Selim Demirağ "Ufuk Çizgisi" adlı köşesinde dün Partimize yapılan katılımları farklı bir bakış açısı ile değerlendiriyor .
Seçim için yeni stratejiler oluşturmak için Kızılcahamam’da
kampa giren AKP, “Milliyetçilikten uzak durmak lazım” ve “ev hanımlarına 100 YTL
dağıtalım” dan başka öneri (!) de gelmedi. “Düz ovada siyaset, F tipi cezaevleri
ve federatif yapı” gibi söylemleri dile getiren Mehmet Ağar, DYP’yi tarihinde
ilk defa bu denli dibe çökertmiş görünüyor. Deniz Baykal’ın liderliğindeki CHP
bildiğiniz gibi. İki ileri bir geri... Solda birlik fantezilerinin gelmeyecek
bahara kalması CHP için umut görülüyorsa da, Baykal’ın iktidar olmak gibi
niyetinin olmadığını herkes biliyor.
1999’da Milliyetçi-Muhafazakar şans verdiği Bahçeli’nin yalnız başına idare
ettiği MHP’nin bırakınız geniş kesimlere açılmayı, mevcutları tasfiye edişi
kendi tabanında küskünlüğe sebebiyet verdi. Partinin 40 yıllık kadroları yerine
DYP’den gelen tartışmalı isimlerin vitrine çıkarılması, milliyetçi-ülkücü
kadroların buradan uzaklaşmasına yol açıyor. Kongrelerde tercihleri farklı olan
kadrolar, Bahçeli ile siyasetin mümkün olmadığını ifade ederek istifa etmeye
başladılar. Seçim yılında seçime bir hazırlığın olmadığı MHP’de, seçmene yönelik
mesajlar da yerini bulmuyor.
MHP’den istifa ederek BBP’ye katılan Namık Kemal Zeybek ve arkadaşlarının rozet
takma törenini izledim. Kuruluşundan bu yana ondört yıl geçmesine rağmen arzu
edilen hedefe gelememiş BBP’de müthiş bir heyecanın yaşandığına tanık oldum.
Muhsin Yazıcıoğlu’na büyük bir sadakat ile bağlı olan BBP’lilerin Namık Kemal
Zeybek ve arkadaşlarını samimiyetle kucakladı.
Sayın Zeybek’in hitabet yeteneğini hatırlatmaya gerek duymuyorum. Ancak
kurulduğu günden beri bu partideymiş gibi konuşması, katılımcıların ilgi ile
dinleyip alkışlaması Zeybek’in BBP’ye çok şey katacağının göstergesiydi
diyebilirim.
“Hepimiz Mehmediz, Hepimiz Türk” adı verilen toplantıda dikkatimi çeken ise
basının BBP’ye ilk defa bu kadar ilgi göstermesiydi. Yazıcıoğlu’nun bazı
toplantılarına gazeteci olarak katıldım. Başkentteki siyasi gelişmeleri yakından
takip eden, haberi iyi koklayan muhabirler ile ayaküstü sohbet ettim. Hepsinin
ortak görüşü BBP’nin ilk defa böylesine bir rüzgar aldığı yönündeydi.
Muhsin Bey, konuşmasının sonunda “Haftaya yine buradayız... Her hafta değerli
kadroların katılımını gerçekleştireceğiz” dedi. BBP kurmaylarından aldığım
bilgiye göre BBP’ye katılımlar sürpriz isimlerle devam edecekmiş.
Kamuoyu araştırmalarının sonuçlarında hep “diğerleri” bölümünde kalmış olan
BBP’nin kısa bir süre sonra ülke barajını zorlayan partiler arasındaki yerini
alacağı yönündeki iddiaların dünkü toplantıdan sonra bana daha inandırıcı
geldiğini de ifade etmeliyim.
Türk milliyetçiliği davası, Türk Dünyası ve küreselleşmeye karşı net tutumu da
BBP’ye güç katıyor. Özellikle “AB’ye onurlu üyelik” yerine net bir tavır ile
“AB’ye hayır” diyen Yazıcıoğlu, sadece milliyetçi-muhafazakar kesimden değil,
ulusalcı olarak nitelendirilen gruplardan da oy alabilir.
Son olarak “açılım planı” dahilinde BBP’nin adı ve ambleminin değiştirileceği
yönündeki haberler üzerine edindiğim son bilgi “isimler, amblemler tabu
değildir” in de ötesinde. Bugünün gündeminde olmasa bile önümüzdeki günlerde
katılımlardan sonra mutlaka olağanüstü kongrenin ilan edileceği açıkça
dillendiriliyor. Bugüne kadar kamuoyunun önüne çıkmamış olan Yazıcıoğlu’nun
danışman ekibinin parti için yeni program ve tüzük hazırladığı öğrenebildiğim
bilgiler arasında.