“sınıf geçme” yerine “ders geçme” esası benimsenmesi önerisinde bulunan Topçu, aksi taktirde öğrencilerin eğitim-öğretim dışına itileceğini ifade etti.
BBP’DEN MİLLİ EĞİTİM BAKANINA MEKTUP
Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Sekreteri Yalçın Topçu, 17
Eylül’de başlayacak yeni eğitim-öğretim yılı dolayısıyla Milli Eğitim Bakanı
Hüseyin Çelik’e eğitimdeki aksaklıklara işaret eden bir mektup gönderdiğini
açıkladı.
Mektupta, Öğretim kademelerinde “sınıf geçme” yerine “ders geçme” esası
benimsenmesi önerisinde bulunan Topçu, aksi taktirde öğrencilerin eğitim-öğretim
dışına itileceğini ifade etti.
Topçu, bugün parti genel merkezinde “Ortaöğretimde sınıf geçme ve sınav
yönetmeliği” konulu bir basın toplantısı düzenledi. Toplantıya Ankara’da bomba
yüklü bir aracın bulunması ve Türk polisince etkisiz hale getirilmesi konusuna
değinerek başlayan Topçu, olayı şiddet ve nefretle kınadıklarını açıkladı.
Ülkemizin şu anda her zamankinden fazla birliğe ve beraberliğe ihtiyacı olduğunu
ifade eden Topçu, “Emniyet güçlerimizi tebrik ediyoruz” dedi.
BBP Genel Sekreteri Yalçın Topçu, 17 Eylül’de başlayacak yeni eğitim-öğretim
yılı dolayısıyla Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’e eğitimdeki aksaklıklara
işaret eden bir mektup gönderdiğini açıkladı. Konuyla ilgili yaptıkları
araştırmalar sonucu eğitim sistemindeki bazı aksaklıkları belirlediklerini
kaydeden Topçu, sınıf geçme konusunda, yönetmelikte çıkarılan kanunlar gereği
mağdur olan binlerce öğrenci olduğunu vurguladı.
“Sınıf geçme sistemi uygulamaya konulduğundan bu tarafa çocuklarımızı getirdiği
nokta vahimdir” şeklinde konuşan Topçu, bu sistemle 18 yaşına gelmemiş bir
çocuğu eğitim-öğretim dışına iterek adeta başının çaresine bak denildiğini dile
getirdi. BBP olarak yaptıkları araştırmalar sonucu bu sistemin uygulamaya
konulmasından bu tarafa öğrencilerimizin, çocuklarımızın eğitim ve öğretim
dışına itildiğini gözlemlediklerini ifade eden Topçu, “Gençlerimizin bizim
geleceğimizdir, şartlar ne olursa olsun eğitim öğretim dışına itilmemeli
kazandırılma konusunda bir hak ve imkan daha verilmelidir. Sınıf Geçme
sisteminden ve mevcut ağırlık not ortalamaları nedeniyle vasati her
ortaöğretimde 50 ila 100 öğrenci arasında öğrenci sınıfta kalarak formel
sistemin dışında kalmıştır. Öğretim kademelerinde “sınıf geçme” yerine “ders
geçme” esası benimsenmeli ve her okul istediği gibi işletebilmelidir” diye
konuştu.
Çelik’e hitaben yazılan mektupta talepler şöyle sıralandı:
Sayın Hüseyin Çelik,
Milli Eğitim Bakanı
Sayın Bakanım,
Büyük Birlik Partisi (BBP) olarak; sorumlu, yol gösterici, yapıcı muhalefet
anlayışımız gereği bu mektubu kaleme aldık. Bilindiği üzere Bakanlığınız
süresinde yapılan güzel çalışmalarınızı takdir ve destekle andık..
Büyük Birlik Partisi olarak, 17 Eylül 2007’de başlayacak eğitim-öğretim yılının
şahsınızda çalışanlarımıza ve öğrencilerimize, değerli velilerimize başarı ve
huzur getirmesini diliyorum. 900 bine yakın ilköğretim birinci sınıf
öğrencilerinin 10 Eylül 2007’de eğitim ve öğretime başlamışlardır. Bu uygulamayı
yerinde ve faydalı bulduğumuzu belirtiyor, okula yeni başlayan yavrularımızı ve
ailelerini kutluyor, başarılar diliyorum.
Sayın Bakanım,
Gençliği anlama, algılama, sorunlarına çözüm üretebilmek ve çocuklardaki
yetenekleri açığa çıkarmak için eğitimin ne kadar önemli olduğu ortadadır. Lakin
Sınıf Geçme sisteminden ve mevcut ağırlık not ortalamaları nedeniyle vasati her
ortaöğretimde 50 ila 100 öğrenci arasında öğrenci sınıfta kalarak formel
sistemin dışında kalmıştır.
Sistem dışı kalan öğrencilerin aile ve sosyal ortam adına ortaya çıkardığı menfi
bilanço ortaya hayli ağır bir yük bırakmıştır. Sınıfta kalmış ve sistem dışına
itilmiş öğrencilerin ders geçme ve ek sınav hakkı gibi isteklerini, Zatıalinizin
ve başında bulunduğunuz kurumunuzun eğitimde fırsat eşitliğine aykırı
bulduğunuzu basında okuduk. Bir üst sınıfa sorumlu geçmenin veya sınav hakkının,
başarılı-başarısız öğrenci ayrımını ortadan kaldırdığını savunduğunuzu da aynı
basın organlarında okuduk..
Fakat şurası bir gerçek ki ortada sayısı binlerle ifade edilen yaşları rüşt altı
çocuklarımızın içine düştükleri vaziyet hayli düşündürücüdür. Çocuklarımızın
eğitim dışına itilme nedenleri hakkında konuşurken yada tartışırken onlarca
sebep sıralayabiliriz. Hem “sınıfta” hem de “ortada” kalan çocukların durumunu
“oh olsun diğerleri gibi çalışsaydı da geçseydiler” mantığı ile yorumlamak
sistem üzerinde yoğunlaşan hataları bir anlamda görmemezlikten gelmektedir..
Sisteminde bu konuda hayli zaafları vardır. Tamam.. Tüm Eğitim-öğretim
kurumlarında yüzde yüz başarı beklenemez.. Elenen öğrenciler mutlaka olacaktır.
Ama elenen ve sistem dışı kalan öğrencilerin sayısının hayli kabarık oluşu suçu
sadece öğrenciye yükletilecek bir gerekçe değildir. Sistem ve sitem üreten
kurumda kendini sorgulamalı vaziyete el koymalıdır. “Kalan sağlar” bizimdir diye
sistem dışına itilen öğrenciler hakkında ciddi bir şeyler ortaya konmalıdır.
Bizler Sınıf geçme sistemini çocuğu eğitim dışına iten nedenler arasında en baş
sıraya koyuyoruz.. Araştırıldığında hemen hemen hep aynı sonuç karşımıza
çıkmakta. Eğitim dışında kalan çocuk aynı zamanda aile dışında kalmış çocuk
oluyor. Aile dışında kalan çocuk da şu veya bu nedenle sokakta kalan çocuk
anlamına geliyor.
Okul önlerindeki çeteleşmeler, suça bulaşmalar, itibarını kaybetmiş bir insan
psikolojisi ile ailesinden ve sosyal çevresinden dışlanmalar ve lümpenleşmeler
hep bu sistem ve okul dışı kalmış çocuklarımızdan kendilerine “insan kaynağı”
bulmaktadırlar.
Liyakat ve karşılık bulmak önemli kavramlar. Başarılı olup sınıf geçip
üniversite imtihanı kapısına geldiklerinde başka eleme sistemlerinde! elenen
binlerce gencimizde potansiyel sorun olacaklar.
Sayın Bakanım,
Büyük Birlik Partisi olarak bu sorunlar yumağı karşısında bazı vaziyet
tespitlerimiz ve önerilerimiz olacaktır..
1- Biz sınıfta kalan öğrencilere “af” talep etmiyoruz. Sadece onlara lise son
sınıfta ÖSS’yi kazandıkları halde tek dersten kalan öğrencilere verilen ek sınav
hakkının fırsat eşitliği için verilmesini istiyoruz. 3 dersten sınıfta kalan
öğrencilerin sorumlu olarak geçmesi, Şubat tatilinde ve yıl sonunda
verilebilecek imtihan hakları ile sorumlu derslerinden tekrar imtihan hakkı
verilmesi problemi aza indirecektir. 100 binlere varan öğrenci ve veli
mağduriyeti asgariye indirilecektir.
Bu hak öğrenciyi okula daha da bağlayacak en azından sistem dışına atılan
öğrencilerin önemli bir çoğunluğu geri dönecektir..
2-Örgün eğitimin ilk ve orta öğretiminin tamamında “ders geçme” yerine “sınıf
geçme” esası benimsendiğinden “zeki ve başarılı” insanların erken mezuniyeti
engellenmiş olmaktadır. Bu anlayış yüzünden zeki insanların cezalandırılması
gibi bir sonuç ortaya çıkarmakta ve böylece zekası sebebiyle sınıfına intibak
edemeyen öğrencilerin okulları terk etmelerine yol açmaktadır. Ders geçme
sistemi tembelliği arttırmaktan çok güzel örnekleri ile rekabeti arttıran bir
uygulama olacaktır..
3- Bugün öğrencilerimizin tamamına yakını ağırlıklı not ortalamalarından
şikayetçidir. Bu şikayetler “tembelliklerinden dolayı öğrenci psikolojisi ile
ileri sürülmüş” şikayetler olarak da algılanmamalı. Eğitim ve öğretimde kalite
ve keyfiyetin arttırılması sadece not barajları ile sağlanamaz ve biz diyoruz
ki; “Türk insanı çalışkandır.Türk insanı zekidir.”
4-Eğitim hakkının fertler tarafından kullanılabilmesi için bütün engeller tespit
edilip kaldırılmalı, her şey formalitelere bağlanmamalıdır
5- Tekrar yineliyoruz. Öğretim kademelerinde “sınıf geçme” yerine “ders geçme”
esası benimsenmeli ve her okul istediği gibi işletebilmelidir.
Sayın Bakanım hulasa,
Lise ve dengi okullarda sınıf tekrarı gerektiren sistemi çağdışı buluyoruz.
İlköğretimde geçme-kalma sistemi terk edilmelidir. Başarı ölçüsü olarak ortaya
konan kriterler hangi ölçü ve öğrenci yeteneğine göre belirlenmiştir bu belli
değildir. Bugün öyle bir ortamda eğitim-öğretim veriyoruz ki, başarılarını ÖSS
sonrası üniversiteye kaç öğrenci soktukları ile endekslenen grafik ve reklamlar
ile oyalanan okullarımızın ortaya çıktığını görüyoruz.
Hiçbir sistem çocuklarımızın ve ailelerinin psikolojik sıhhatlerinden önemli
değildir. Temel eğitimi hedeflerinden birinin gençlerimizi hayata kazandırmak ve
hazırlamak olduğunu unutmayalım.
Temel eğitim sitemimizde geçme-kalma sitemi her türlü insani ve milli
avantajlarımız ve kayıplarımız gözetilerek yeniden yapılandırılmalıdır..
Arz ederim.
Yalçın Topçu
BBP Genel Sekreteri