Genel Başkan Yardımcımız ve Araştırmacı-Yazar Hakkı Öznur, Armagedon’un hedefinin Türkiye olduğunu söyledi.
İsrail Döktüğü Kanda Boğulacak!
BBP Genel Başkan Yardımcısı ve Araştırmacı-Yazar Hakkı Öznur’un Birlik
Akademisi’nde yaptığı Ortadoğu’daki son siyasi gelişmeleri değerlendirdiği
tarihi tespit ve analizlerle dolu konuşmasının özeti;
Armagedon Türkiye’yi Hedef Alıyor
Neo- Con Evangelist ittifakının Armagedon, yani kıyamet savaşı senaryolarında
ülkemiz de hedef gösterilmektedir. Bu küresel baronların ve onların karanlık
çetelerinin tek hedefi Türkiye’yi İstikrarsızlaştırmak bölmek ve parçalamaktır.
Bunun için ülkemizin Ortadoğuda etkin olmasını istemezler Türk askerinin Kuzey
Irak’a girmesine karşı çıkarlar. Amerikancı ve Siyonist uşağı Barzani ve
Talabani gibi siyasi fahişeleri korurlar. Staretejik piyonları PKK terör
örgütünü himaye ederler. Soros ve benzeri Türkiye düşmanı karanlık faaliyetler
yürüten sözde vakıf görünümünde, gerçekte her biri Beşinci kol çalışmaları yapan
içlerinde birçoğu Türkiye üzerine uzmanlaşmış ajanlarla dolu olan bu grupları
ülkemize gönderirler, bunların da ilk işi müstemlekeci mandacı vatan haini
işbirlikçileri kirli paralarıyla desteklemek onların bölücü faaliyetlerine imkân
sağlamaktır.
İşbirlikçi Arap rejimleri Küresel Çetelerin emrinde
Arap dünyası ABD ve İsrail saldırganlığına göz yummaktadır. Özellikle otoriter
ve totaliter rejimlerin hakim olduğu Arap ülkeleri ABD emperyalizminin,
işbirlikçiliğini yapmaktadırlar. Bugün ABD ve Batı’ya teslim olmuş bu uşak ruhlu
rejimler, Ortadoğu’daki Anti- emperyalist mücadelenin önünde birer engeldirler.
Arap ülkelerinde iş başında olan kukla yönetimlerin İsrail’i değil de
Hizbullah’ı suçlayan tavırları bunun en somutudur. Ortadoğu’nun kan ve
gözyaşından kurtulmasının yolu bu dikta rejimlerin yıkılıp yerle bir olmasından
geçer. Zaten küresel emperyal güçler, bölgedeki otoritelerini ve hukuk tanımaz
kolonyal anlayışlarını bu dikta rejimlerine borçludurlar. Türkiye’deki kukla
iktidarın da işbirlikçilikte, Arap ülkelerinde yönetime hakim olan emperyalizmin
işbirlikçilerinden farkı yok hepsi dibine kadar pisliğe bulaşmışlardır.
Katliamlar Devam Ediyor Dünya Seyrediyor
Barbar İsrail ordusunun Filistin ve Lübnan’a yönelik insanlık dışı saldırıları
durmadan devam ediyor. Uluslar arası toplum ise seyretmeye devam ediyor. Bırakın
katil haydut İsrail ordusunu durdurmayı, ateşkes için bile hiçbir çaba
göstermiyorlar. BM’nin adı var yaptırımı yok! BM’nin gücü ancak mazlum
Müslümanlara yeter. Siyonist ve Haçlı çetelerine asla ses çıkartamaz. Batı
hayranı mandacıların insan hakları ve özgürlüklerin garantisi dedikleri AB
nerede? Haçlı zihniyetinin yapısına uygun olarak tabiî ki kutsal ittifak olarak
gördükleri; Neo-Con Evangelik çetelerinin ittifakının yanında. Batı dünyası ne
zaman baskı gören zulme uğrayan soykırıma maruz kalan Müslümanların yanında oldu
ki? Onlar kanlı sömürgeci tarihleri boyunca mazlumların değil zalimlerin yanında
olmuşlardır. Sözde barış kurucu, koruyucu, demokrasi ve insan hakları
savunucuları nerede? Kimin yanındalar? Terör devleti İsrail’in yanında. İKÖ Arap
Birliği gibi kurum ve kuruluşlarda ABD’nin küresel projesinde ona yardımcı olup
adeta İslam dünyasında ABD, AB ve İsrail’e yönelik toplumsal tepkileri kırmaya
yönelik dalga kıran rolü üstlenmektedirler.
Çağımızın Sömürge Mafyası G–8’lerde Siyonizm’in İşbirlikçiliğini yapıyor
Yine geçtiğimiz günlerde dünyanın 8 zengin ülkesinin bir araya gelerek
oluşturduğu Rusya’nın ST Petersburg şehrinde toplanan G-8’ler denen emperyalist
ülkelerin zirvesinde de beklenen sonuç çıktı: İsrail’in Nazi terörü işgalci
kolonyal tavrı desteklendi. Mayaları, kan, işgal, sömürü, zulüm olan küresel
sömürgecilerin emperyalist paylaşımlarını devam ettirmek için bir araya
geldikleri G-8’lerin her toplantısı insanlık için yeni tehlikelerin
habercisidir. G-8’ler hak hukuk tanımaz. Barışın ve demokrasinin baş
düşmanlarıdırlar. G -8’lere mensup ülkelerin her birinin birçok kanlı sabıkası
bulunmaktadır. Onun için İsrail’in hukuk tanımaz, Ortadoğu’yu kan gölüne
çeviren, katliamlar yapan, Siyonist çeteci silahlı saldırgan yöntemlerine ses
çıkarmazlar. Çeçenistan’ı işgal eden, soykırım uygulayan Faşist Rusya,
Afganistan’ı ve Irak’ı işgal eden BOP projesi doğrultusunda İran’dan Filistin’e
uzanan hatta bölgeyi emperyal siyasetleri doğrultusunda kaosa ve savaşa
sürükleyen küresel diktatör Amerikan emperyalizmi, kankası İsrail’in güvenliği
için İsrail’in her türlü terörist saldırganlığına destek verirler.
Küresel Diktatör ABD ile birlikte Rus Faşizmi de Siyonist İsrail’in emrinde
G–8, Globalleşme adı altında çağdaş küresel sömürgeciliği organize edebilmek
amacıyla kurulan global bir çetedir. Mevcut haliyle G–8, geçmişteki sömürgeci
anlayışlarını küreselleşmeye uygun yeni konseptlerle sürdürüyor Rusya da yapılan
G-8’ler toplantısında İsrail’e çıkan destek kararı, çağımızın küresel sömürge
mafyası G-8’lerin küstahlığını ortaya koymaktadır. İsrail’e destek sadece
ABD’den değil; diğer süper güç olma noktasında hızla ilerleyen Rus
faşistlerinden de gelmektedir. Mossad Rus istihbaratına da Kafkasya’da Orta
Asya’da Müslümanlar aleyhine bilgi aktarıyor. Rusya ile İsrail’in diplomatik
ilişkileri yoğun bir şekilde devam ederken, İslam’a bakışı İsrail’den farklı
olmayan şovenist Putin’in dikta yönetimine İsrail hükümetinden ve
istihbaratından büyük destek gelmektedir. Rusya da İsrail’in İslam düşmanı
işgalci politikalarına kayıtsız şartsız destek vermektedir. Dünyadaki Siyonist
kuşatma her yerde devam ederken küresel Siyonizm ABD ve Batı ülkeleri ile
birlikte Rusya’dan da himaye görmektedir. BOP ‘un pislik çukurunda Rusya da yer
almaktadır.
Hizbullah’ın direnişi Neocon ve Evangalist çeteleri çılgına çeviriyor
Amerikan İngiliz Savaş gemileri Lübnan açıklarına demir atıyor. ABD ve AB
destekli İsrail, Filistin topraklarında işgalini sürdürürken kaçırılan iki
askerini bahane ederek, havadan, karadan, denizden Lübnan’ı da vurdu. Başta
Beyrut olmak üzere, birçok şehir kasaba ve köyler harabeye dönmüş durumdadır.
Halk, İsrail saldırıları karşısında perişan bir haldedir. Lübnan sokakları tıpkı
Filistin’de olduğu gibi İsrail ordusunun havadan karadan attığı bomba ve
füzeleri sonucu hayatlarını kaybeden masum insanların parçalanmış cesetleriyle
dolu.
İsrail’in saldırılarına Lübnan Hizbullah’ı kararlı bir şekilde cevap veriyor.
Nasıl ki ABD Irakta başarılı olamıyor, direnişin gücü karşısında afallıyor, ne
yapacağını şaşırıyorsa, İsrail de şimdi Lübnan halkından da önemli destek alan
İran Devleti’nden açıkça himaye gören lojistik olarak da desteklenen Şii
Hizbullah örgütünün silahlı mukavemeti karşısında bocalamaktadır. ABD ve İsrail
yapımı BOP projesinin önünde Hamas ve Hizbullah Filistin ve Lübnan da önemli
engeldir. Hamas ve Hizbullah engelli aşılmadan bu küresel ve emperyalist
projenin başarılı olamayacağını Pentagon ve Telaviv bilmektedir. Bu küresel
projeye göre önce bu iki örgüt halledilmeli ardından Suriye, İran bertaraf
edilmeli, Türkiye parçalanmalıdır.
İsrail’in saldırısının kaçırılan askerleri ile bir alakası yok. Başka amacı
vardır, 6 Haziran 1982’de Lübnan sınırını geçerek İşgal ettiği gibi yeniden
işgal etmek ve bir çıkmamak. Daha da önemlisi Filistinli örgütlerden sonra
bölgede etkin bir konuma gelen İran yanlısı Hizbullah’la hesaplaşmaktı. İsrail
1993 ve 1996’da Hizbullah’ı yok etmek istedi, ama gücü yetmedi. Dolayısıyla
İsrail’in saldırısı bir intikam saldırısıdır. Bir direniş hareketi ve arkasında
küçümsenmeyecek bir halk desteği olan Lübnan halkının yüzde 22’sini temsil eden
Lübnan Hizbullah’ı 22 yıllık direnişi ile İsrail’in Mayıs 2000’de işgal ettiği
Lübnan topraklarından çekilmesini sağlamıştır. 1982’deki İsrail’in işgalinden
sonra Hizbullah’a katılan 1992’den beri Hizbullah’ın liderliğini yapan Lideri
Seyit Hasan Nasrallah’ın İsrail’e meydan okuyan tavrı, Arap dünyasındaki halk
arasında sempati yaratırken, başta ABD, AB ve İsrail’de de endişeyle korkuyla
karşılandı. Lübnan parlamentosunda da 23 sandalyeye sahip olan Hizbullah,
Lübnan’da bugün en etkin güçlerden biri. Bugünkü İsrail’in yayılmacı işgalci
saldırılarına direnen Hizbullah’ın tavrı Neocon ve Evangelist çeteyi çılgına
çevirmekte…
ABD ve İsrail Ekim 1983’ü Unutmasınlar!
Emperyalizmin ordularının Lübnan’da geçmişte unutmayacakları ve kendilerine
bölgeyi terk ettiren pek çok ibret alacakları tarihi ders niteliğinde olaylar
var. Uluslar arası güç diye bölgede bulunan ABD ve Batılı devletlerin Lübnan’dan
çıkması için bunları hedef alan silahlı bombalı büyük saldırılar yapıldı.
Bunlardan ikisi şu hadiselerdir: Birincisi 23 Ekim 1983’te Batı –Doğu Beyrut
arasında bulunan ABD askeri üssüne düzenlenen 241 ABD askerinin ölümünden sonra
ABD ordusunun terk etmesi gibi, ikincisi aynı gün yine aynı bölgede Fransız
askeri karargâhına düzenlenen saldırıda 58 Fransız askerinin ölümünden sonra
Fransa’nın karışması gibi. Tarih boyunca görülmüştür ki emperyalist işgaller
hiçbir zaman kalıcı ve uzun ömürlü olmamıştır; eninde sonunda geldikleri gibi
gitmişlerdir.
İsrail Ortadoğu’nun Haritasını değiştirmek istiyor
İsrail Lübnan üzerinden Ortadoğu’da haritaları değiştirmek istiyor; çünkü
saldırının şekli ve boyutu bunu açıkça göstermektedir. 1975’te başlayan uzun
yıllar süren iç harpten sonra sükûnete kavuşan farklı etnik ve dini yapısına
rağmen bütün fraksiyonlara yönetimde yer verilerek kaostan kurtulan Lübnan’daki
yeni süreç Siyonist İsrail’in işine gelmedi. Yeniden kalkınan, hızla büyüyen ve
Doğu Akdeniz’de tekrar en önemli ticaret terminali haline gelen Lübnan’daki bu
kalkınma hamleleri “Armagedon” peşinde koşan Siyonistlerin Büyük İsrail
projesine darbe vuruyordu ve ABD ile birlikte İsrail, yeni savaş planlarını
uygulamaya Lübnan’daki istikrarı vurarak başlattılar. 1960’ların sonlarından
itibaren bölgedeki gücünü Amerika’ya devreden İngiliz sömürgecileri de
Ortadoğu’da İsrail’in yanında yer alarak geçmişteki sömürgeci anlayışlarını
aynen devam ettirmektedir. 10 yıl sonra Ortadoğu’da büyük ticaret merkezi haline
gelecek olan Lübnan, İsrail son vahşi saldırılarıyla tekrar 35 yıl geriye gitti.
İsrail’in Filistin ve Lübnan’daki soykırımı sürerken Arap hükümetleri ve
halkları da hala sessiz ve vurdumduymaz. Ama Büyük Türk Milleti ayakta ve
Siyonist katillere büyük öfke duymakta. Milletimizin, siyonist işgalcilere ve
hamisi ABD emperyalizmine karşı Filistin’de, Lübnan’da ve Irak’ta katliama
uğrayan, soykırıma maruz kalan Müslüman kardeşlerinin yanında olduğunu ortaya
koyan milli ve İslami tepkinin binde birini Arap dünyası göstermemiştir. Türk
milleti, Müslümanların kardeşliğini ülkenin dört bir yanında düzenlenen
eylemlerle ortaya koymuştur.
Rice’ın ziyaret amacı İsrail’e destek sağlamaktır
ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice’nin Ortadoğu ziyareti de yeni saldırıların
ve savaş senaryolarının devamından başka bir şey değildir. Küresel hedeflerinde
Armagedon savaşı var. Bu savaş asla durmayacak. İran’dan Kızıldeniz’e kadar
küresel BOP doğrultusunda işgaller, çatışmalar devam edecektir. Yanı başımızda
devam eden emperyalist oyunlar ülkemizi de hedef almaktadır. ABD Başkanı,
insanlık düşmanı, katil Bush 3 ay önce Lübnan Başbakanını Beyaz Saray’da
ağırlarken Lübnan halkına övgüler dizerken, şimdi Siyonist katil çetelerine
destek veren onları himaye eden tavırları ABD’nin ikiyüzlü alçak tavırlarından
biridir. ABD Orta doğuyu tamamen kontrol altına alabilmek için İsrail’i bir
çıbanbaşı olarak beslemeye devam ediyor. İsrail’i desteklemeye devam ettiği
müddetçe Ortadoğu’ya barış ve huzur gelmez. Zaten küresel diktatör Amerika’nın
bölgesel planlarında asla ve asla barışa ve kardeşliğe yer yoktur. ABD demek kan
zulüm işgal ve sömürü demektir. Bugün Amerikan politikalarına hizmet eden AKP
İktidarı da bölgede akan kanlardan ve gözyaşından sorumludur.
Ortadoğu Yanıyor Başbakan Tatil Yapıyor
Ortadoğu’da çatışmalar devam ederken Güneydoğu’da her gün vatan evlatları,
Siyonist çetelerin emrindeki bölücü terör örgütü tarafından şehit edilirken,
küresel sermayenin iş başına getirdiği bir İsrail projesi olan BOP’un da
savunucularından Başbakan Tayyip Erdoğan da tayfasıyla birlikte Etkinlik
Adası’nda tatil yapmakta, denizin keyfini sürmekte. Ama bu böyle devam etmez er
veya geç emperyalizm döktüğü kanda boğulacak, işbirlikçiler de tarihin
karanlıklarına gömülecektir.
24.07.2006