ABD’den gelen Rum ve Ermeni yanlısı misyonerlerin öncülüğünde Pontusçu Silahlı Çeteler kurulmuştu.
DOĞU KARADENİZ BÖLGESİ DE Mİ?
19. yüzyıl sonlarına doğru özellikle ABD’den gelen Rum ve Ermeni yanlısı
misyonerlerin öncülüğünde başta Merzifon ve Havza olmak üzere Doğu Karadeniz
Bölgesi’nin birçok yerinde Pontusçu Silahlı Çeteler kurulmuştu. Ayrıca Merzifon
ve Harput’ta bulunan Amerikan Koleji’nde barınan misyoner adı altında ajan
provokatörler, Ermeni ve Rumları desteklemişlerdi. Devlete karşı silahlı haline
gelen bu örgütler azınlık okulları ve kiliseleri üs ve cephanelik olarak
kullanarak isyan etmişler, bölgedeki Müslüman halka ve devlete kök
söktürmüşlerdi.
Fener Rum Patrikhanesi ve Yunanistan başta olmak üzere ABD, İngiltere vb.
ülkelerce desteklenen bu çetelerin amacı Fatih Sultan Mehmet tarafından tarihe
gömülen “Pontus Devleti”ni yeniden kurmaktı.
Kurtuluş Savaşı ve sonrasında bizzat Atatürk tarafından ezilip dağıtılan bu
silahlı örgütler ile birlikte bunları kışkırtan, hamiliğini yapan ve
organizatörleri olan misyonerlerde faaliyet gösteremez hale geldiler.
Ancak 90’lı yıllardan itibaren Yunan ve Amerika kökenli seyahat acenteleri
kanalı ile Doğu Karadeniz’e turistik ve bilimsel amaç adı altında yapılan
gezilerde artış gözlenirken, bu gezilerle birlikte bölgede misyonerlik
faaliyetlerin de arttığı birçok yayınlarda yer almıştı.
Doğu Karadeniz’e yapılan bu gezileri Amerika ve Yunanistan’da yaşayan ve
Kurtuluş Savaşı sonrasındaki “Nüfus Mübadelesi” sırasında göç eden ailelerin
çocukları ve torunları oldukları söylenmektedir.
Bunlar dedelerinin yaşadıkları söylenen yerleşim yerlerini, mezarlıkları, kilise
ve eski okul binalarını gezerek bol bol resim çekmekte ve bilgi
toplamaktadırlar.
Bütün Türkiye’de olduğu gibi Doğu Karadeniz Bölgesi’nde de artış gösteren
misyonerlik faaliyetlerine paralel olarak “Pontusçuluk” faaliyetlerinin de
artması dikkat çekmektedir. Bu husus Giresun Jandarma Bölge Komutanlığı’nın da
dikkatini çekmiş, konuyla ilgili olarak hazırladığı rapor basınımızda yer
almıştır. Hatta MGK’nun gündemine girdiği ve İçişleri Bakanlığı’nın
Karadeniz’deki 8 vilayetin valisine Pontusçu faaliyetlerin izlenmesi ve
önlenmesi için bir genelge gönderdiği bilinmektedir. Samsun’da bulunan ve Fransa
Strazburg Başpiskopozluğu’na bağlı olan Mater Delarosa Kilisesi, Karadeniz
Bölgesi’ndeki Katolik misyoner faaliyetlerinin merkezi durumunda olduğu tarihi
bir gerçektir. Pontusçuların faaliyetlerine ağırlık verdiği en önemli yerler ise
Trabzon ve ilçeleri olarak gözlenmektedir. Özellikle Tonya ve köylerini ziyaret
etmektedirler ve propaganda faaliyetlerini buralarda yapmaktadırlar. Özellikle;
Buralarda yaşayan vatandaşlarımızın Rum olduklarını ve akrabaları olduklarını
söyleyerek, kendileri için çalışacak işbirlikçiler aramaktadırlar.
Bu amaçla bol para dağıtılmakta, Yunanistan’a davet edilmekte, orada beyinleri
yıkanmaktadır.
Bölgenin Rum kültür ve folklorunun kalıntılarını taşıdığını iddia ederek,
Horon ve Kemençenin Rum folklorunun baş sembolü olduğu propagandasını bütün
dünya sathında yapmaktadırlar.
Yöreden çıkan bir pop müzik sanatçısının bundan 5-6 yıl önce söylediği
“Karadeniz-Karadeniz” adlı şarkının bugün Pontusçuların resmi milli marşı olarak
lanse edilmektedir. Pontusçuluğu uyandırmak için Yunanistan radyo ve
televizyonlarında bu şarkı Rumca olarak devamlı yayınlanmaktadır.
Şimdi aklımıza yeni sorular geliyor. Biliyorsunuz Rockefeller Vakfı Türkiye’nin
pilot bölgelerinde Türk gençlerine Osmanlı dönemi azınlık tapularının
araştırmasını yaptırmıştı. Bu araştırmalar sırasında, gençlerin elde ettiği
belge ve kayıtlara el koymuştu. Aldığımız bilgilere göre de Amerika’daki Osmanlı
azınlıklarının torunlarının ABD mahkemelerinde dava açmaya başlamışlar ve ABD
sigorta şirketleri de bu davaları şimdiden sigorta etmiş yönündeydi.
ABD ve Yunanistan’dan gelenlerin Doğu Karadeniz Bölgesi’ndeki faaliyetleri
dedelerinin yaşadıkları yerleri görmelerinde ise bir sorun yok. Ancak bilgi
toplama faaliyetleri, propaganda yapmaları ve resim çekmeleri ise ilginç. Bu
faaliyetlerden bir adım daha ileriye giden daha ilginç bir konu var. Bazı
Pontusçuların bölgede dedelerine ait olduklarını sandıkları arazilerin
tapularını araştırma faaliyetleri.
Pontusçuların da Rockefeller Vakfının izlediği yöntemlerden değişik bir yöntem
izledikleri kulaktan kulağa yayılıyor. Özellikle Tapu ve Kadastro Genel
Müdürlüğü üzerinde yoğun baskı uyguladıkları duyumları ülkemizde gittikçe
yayılıyor. Yetkililer konuya açıklık getirmek ve özellikle aşağıdaki soruları
cevaplandırmak zorunda.
1. Doğu Karadeniz Bölgesi’nde Kurtuluş Savaşı sonrası “Nüfus Mübadelesi”
sırasında ABD ve Yunanistan’a göç eden ailelerin çocukları veya torunlarının
böyle bir girişimi var mı?
Varsa;
2. Bu konuda herhangi bir devlet kurum ve kuruluşuna iç ve dış siyasi baskı
mevcut mu?
Tabi bu arada “George Andreadis”in romanından uygulanarak çekilen “Bulutları
Beklerken” filmini de unutmamak lazım.
Ayrıca AB’nin hazırladığı son ilerleme raporuna “Pontus Rum ve Süryanilere”
soykırım uygulandığına dair bir maddenin girmesi de, bu faaliyetlerin arkasında
kimlerin olduğunu göstermektedir. Kısacası tezgâh önceden hazırlanmış, uygulama
başlatılmıştır.
Atilâ ŞİMŞEK
Büyük Birlik Partisi
Genel Başkan Yardımcısı