CİDDİ YANSIMA
Tarih: 06.09.2006 Saat: 12:38
Konu: Siyaset Haberleri


Genel Başkanımız Muhsin Yazıcıoğlu, TBMM de görüşülecek olan tezkerenin tarihe çok ciddi bir sorumluluk olarak yansıyacağını söyledi.



TARİHE ÇOK CİDDİ YANSIYACAK
Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, TBMM Genel Kurulu’nda bugün görüşülecek olan BM’nin Lübnan Barış Gücü’ne asker gönderme tezkeresi’nin tarihe çok ciddi bir sorumluluk olarak yansıyacağını söyledi.
BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, TBMM Genel Kurulu’nda bugün görüşülecek olan BM’nin Lübnan Barış Gücü’ne asker gönderme tezkeresinin tarihe çok ciddi bir sorumluluk olarak yansıyacağını söylediği konuşmasında askerimizin Lübnan’a sağlanmış bir barışı korumak için gitmediğinin altını çizdi. Yazıcıoğlu, ortada sağlanmış bir barış olmadığını belirttiği konuşmasında "Barış yoksa Türk askeri Lübnan’a neden gidiyor?" diye sordu.

2004 Eylül ayında yaşanan Telafer katliamının 2. yıldönümü münasebetiyle Parti Genel Merkezi’nde Irak Türkmenleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Ankara Şube Başkanı Mahmut Kasapoğlu ve beraberindeki heyeti kabul eden BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, AKP iktidarını sert bir dille eleştirdi.

TSK Elbette Yerinde Oturmayacak
Bugün TBMM Genel Kurulu’nda görüşülecek olan BM’nin Lübnan Barış Gücü’ne asker gönderme tezkeresinin tarihe çok ciddi bir sorumluluk olarak yansıyacağını vurgulayan Yazıcıoğlu, “Sıkışmış olan İsrail’in işgal ettiği topraklarda daha fazla kalmasını sağlayacak ve ABD ve İsrail koalisyonunun risklerini en aza indirecek, İsrail’in sözde güvenliğini sağlamak için İsrail karşıtı olarak bilinen güçlerin silahsızlandırılmasını sağlayacak bir askeri güç konuşlandırılmak isteniyor” şeklinde konuşan Yazıcıoğlu, “Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) elbette yerinde oturmayacak, elbette asker gerektiğinde savaşmak için vardır. Gerektiğinde canını devleti, milletinin şerefi ve bağımsızlığı için vermekten tereddüt göstermeyecektir, ama Türk askeri ABD’nin İsrail’in itfaiye eri değildir. Yangın söndürme aracı değildir. Sıkıştığı zaman çağıracağı tereddüt etmeden koşturacağımız bir emir eri hiç değildir” dedi ve ekledi: “Sayın Başbakanı bu konularda konuşurken daha ciddi olmaya davet ediyorum.”

Yazıcıoğlu, geçmişten çarpıcı örnekler verdiği konuşmasında, Başbakan Erdoğan’a daha ciddi ve dengeli ol çağrısında bulundu. Yazıcıoğlu, adeta isyan ettiği konuşmasında şunları aktardı: “Başbakanı, Tepkilerini ortaya koyarken, itirazları cevaplandırırken daha ciddi olmaya ve dengeli olmaya, evlatlarımızın canlarını, şehidin mukaddes ruhunu incitmeyecek şekilde konuşmaya davet ediyorum. Ama maalesef tam tersini görüyoruz.”

Başbakan Kabadayı Gibi Davranıyor
Başbakan Erdoğan’ın kabadayı gibi davrandığını ileri süren Yazıcıoğlu, “Bu celallenmeleri neden Telafer’de Türkmenler katliama uğrarken, Türk askerinin Süleymaniye’de başına çuval geçirilirken, Kandil Dağı’nda eşkıya basın toplantısı yaparken yapmadınız da şimdi bu kadar kabadayıca davranıyorsunuz?” diye sordu.

Celallenmeyi Terör Örgütüne Yap
Yazıcıoğlu, küresel güçler, İsrail ya da ABD istediğinde mevcut iktidarın bu istekleri yerine getirmede kararlı olduğunu fakat, Türkiye’deki teröre aynı kararlılıkla yaklaşmadığını savunduğu konuşmasında “Küresel güçler, İsrail ve ABD koalisyonu istediği zaman istekleri yerine getirmede bu kadar kararlı olanlar neden her gün şehit kaldıran Türkiye’nin terör örgütüne karşı bu kararlılığı göstermiyorlar. Milli menfaatlerimiz çıkarlarımız adına Türk milletinin ülkesiyle devletiyle bölünmez bütünlüğü adına iktidardan bugünkü kararlılığı göstermesini bekliyorum. Ama dış telkinler, talepler söz konusu olduğunda bu kadar gayretkeş olan iktidar içeride terörle mücadele özel yasaların çıkarılmasında, özel birliklerin kurulmasında, özel birliklerle terörün yuvasını dağıtma konusunda, sınır ötesi operasyon yapma konusunda aynı kararlılığı göstermiyorlar. Bugün bir tarafta Telafer’de yanı başımızda, çok stratejik bir noktamızda soydaşlarımızın katledilişinin yıldönümündeyiz. Şehit cenazeleri kaldırmışız ama aynı ortamda TBMM’de dışarıya asker gönderme kararı aldırmaya çalışıyoruz. Bunu milletvekillerimizin vicdanlarına, milli şuuruna ve tarihi sorumluluklarına havale ediyorum. TBMM’de Lübnan’a asker gönderme konusu değerlendirirken öncelikle terörle mücadele neden takip hakkımızın kullanılmadığını, terör örgütünün neden haddinin bildirilmediği sorulmasını istiyorum. Türk askeri Lübnan’a gittiğinde hangi noktada konuşlandırılacak? Orada kimin komutasında yer alacaklar? Sonra İsrail karşıtı güçlerin silahsızlandırılması konusunda bir talimat aldıklarında ne yapacaklar? İsrail’in işgal ettiği topraklardan çekilmemesi halinde İsrail’in Hizbullah ya da başka güçler üzerinde, Filistin halkı üzerinde operasyonların devam edilmesi halinde Türk askeri ne yapacak bunların sorulmasını istiyoruz?” diye konuştu ve ekledi:

BBP Asker Gönderilmesine Karşı
“BM’nin anlaşılmaz talebi doğrultusunda ABD ve İsrail’in çıkarları için asker göndermesine karşıyız. Önce soydaşlarımızın can güvenliği koruyup haklarını muhafaza edelim. Terör örgütüne destek veren güçler ve devletlere haddini bildirmek için iktidarı göreve çağırıyorum.”

Belki de Son Basın Toplantımız
Toplantıda konuşan Irak Türkmenleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Ankara Şube Başkanı Mahmut Kasapoğlu, Telafer katliamının 2. yıldönümü olduğunu hatırlatarak, “Bu belki de son basın toplantımız olabilir” diyerek salonda bulunanlara duygulu anlar yaşattı.

Türkiye Köşeli Konuşsun
Kasapoğlu, Türkmenler’in Irak’ta ihlal yaşadığını vurguladığı konuşmasında “Bunun sebebi, Türkmenlerin anavatanı olduğu için Türkiye’dir” dedi. Türkiye’nin artık yuvarlak laflarla geçiştirmek yerine köşeli konuşması gerektiği üzerinde duran Kasapoğlu, KDP ve KYP’ye yapılan yardımın yalnızca onda birini istediklerini dile getirdi ve isteklerini şöyle sıraladı: “Ovaköy Türkmen kapısının açılmasını istiyoruz. ABD’nin Türkmenlere baskı yapmamasını istiyoruz. Türkmen ailelerinin evlerinin rasgele aranıp hakaret edilmesini istemiyoruz.”
“Türkiye’nin o bölgeyle ilgileniyoruz demelerine isyan ediyoruz bizimle dalga geçiyorlar” şeklinde konuşan Kasapoğlu, “Türkmenlere insan gibi davranılsın” çağrısında bulundu.

2007’de Türkmenler Yok Olacak
Kasapoğlu, şöyle devam etti: “2007’de Türkmenler yok olacak. Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün kurumlarına sesleniyorum: Türkiye köşeli konuşsun. Türkiye yuvarlak laflarla Türkmen davasıyla dalga geçemez. Ankara Diyarbakır düşmesin diye orada mücadele veriyoruz. Irak’ta eli kolu bağlı insanlardan mucize bekleyemezsiniz. Türkmenler kimseyle barışık değil diyorlar Türkmenler barışıktır. Tek yumruktur. Ama Barzani ve Talabaniyi barındıran zihniyet bunu söylüyor. Bu bizi üzüyor. Telafer ve Kerkük’te milis güç istiyoruz.”

Telafer Katliamının İkinci Yıldönümü
Yazıcıoğlu ise Kasapoğlu’na dönerek, şunları söyledi: “Telafer’deki Türkmenler Türkiye’ye seslendiler. Yok ediliyoruz, bitiriliyoruz, katliama uğruyoruz diye. Türkiye’nin gözleri önünde Telafer’de Türkmenler tarihimizin en ciddi katliamını yaşadılar. İktidar bunları seyretti. Camilere girilerek insanları katleden, rasgele binaları tahrip eden, toplu toplu aileleri katleden ABD güçleri ve işbirlikçileri sivil halkı değil de kimi öldürüyorlardı? Telafer’de ne vardı ki sivil halktan başka onlarla askeri güçleri ayırmış olacaklardı? ABD Telafer’de sivil Türkmen kardeşlerimizi kendi güçlerine ve işbirlikçi güçlerine katlettirmiş, insanlık dışı katliam yapmış, maalesef dünyayla birlikte bu iktidar da olayı seyretmiştir. Telafer’de Eylül ayında insanlık dışı katliamlar yaşandı onun yıldönümündeyiz. Eylül ayı içerisinde bugün TBMM’de Lübnan’a asker gönderme tezkeresi görüşülecek. Lübnan’a asker gönderme tezkeresinde iktidarın en önemli argümanı, “anneler ağlarken insanlar ölürken seyirci mi olacağız?” Bunu kullanıyorlar. “Askeri neden besliyoruz? Asker ne işe yarar? “Yerinde yatacak mı?” “Türkiye büyük devlet olmak için asker göndermesi gerekir” gibi tezlerle bugün tezkere geçirilmeye çalışıyor. Ben burada tezkere henüz görüşülmeden bir kere daha uyarmak istiyorum. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin güvenlik öncelikleri, risk öncelikleri ve risk alma konusunda öncelikleri vardır. Yakın tehdit, orta vadede ve uzak tehdit olarak değerlendireceğimiz tehdit algılamasında Türkiye’nin birinci ve öncelikli görevi Türkiye Cumhuriyeti sınırlarını korumak, sınırlar içerisinde eylem yapma cüretini gösteren PKK terör örgütünü entegre etmek ve hemen yanı başımızdaki soydaşlarımızın can emniyetini muhafaza etmek ve sonra da dışımızdaki olaylarla ilgilenmek olmalıdır. Bugünkü iktidar ülkemizde her gün kaldırdığımız şehit cenazelerine duyarsız kalırken, şehitlerin kahpece pusular kurularak şehit edilmesini sağlayan terörist eşkıya Kandil Dağı’nda basın toplantıları yaparken, bunlara müdahale etmiyor. Sınırlarımızda Türkmenler katliama uğrarken askerlerimizin ne işe yarayacağını akıl etmiyor askeri gücü bırak diplomatik kararlılık bile sergilemiyor. Ama bugün herkesten evvel ABD ve İsrail çağırdı diye oraya koşar adım asker göndermeye çalışıyor.”

 







Bu haberin geldigi yer: BBP Sivas il ve merkez ilce Teskilatlari Resmi Sitesi
http://bbpsivas.net

Bu haber icin adres:
http://bbpsivas.net/modules.php?name=News&file=article&sid=177