Birlik Akademisi’nin her Cuma günü gerçekleştirdiği parti içi eğitim seminerinde bu hafta “Değişen Dünya dengeleri Karşısında Türkiye” konusu masaya yatırıldı.
Büyük Birlik Partisi (BBP) bünyesinde faaliyet gösteren
Birlik Akademisi’nin her Cuma günü gerçekleştirdiği parti içi eğitim seminerinde
bu hafta “Değişen Dünya dengeleri Karşısında Türkiye” konusu masaya
yatırıldı.
Seminere konuşmacı olarak katılan Türk Ocakları Genel Başkanı Nuri Gürgür,
Türkiye’nin iç ve dış meseleleri konusunda çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.
“Bilgi dünyanın en değerli hazinesidir” diyen Gürgür, bir özeleştiride
bulunarak, Türkiye’deki milliyetçi kesimin bilgiye ulaşmada ve bilgiyi
kullanmada büyük sıkıntı çektiğini ifade ederek, “Biz milliyetçiler bu alanda
yeterli değiliz. Bu eksiklik, gerçek inanç sahipleri ve bu ülkenin garibanlarına
bizi yabancılaştırıyor” diye konuştu.
Ergenekon’a İhtiyacımız Var
Milliyetçi aydınların toplumla bütünleşmek zorunda olduğunu savunan Gürgür,
sözlerini şöyle sürdürdü: “Aydın-toplum kaynaşmasını ancak milliyetçi
aydınlar sağlar. Bir Ergenekon’a ihtiyacımız var. Bu Ergenekon zorlukların ve
çaresizliklerin karşısında başarıya ulaşmaktır. Bu yüzyılda bunu biz
başaracağız. Artık bundan sonraki nesillerin böyle bir şansı olmayacak.”
Gürgür’den ABD Politikalarına Vurgu
Türkiye’nin hiçbir dönemde sorunsuz kalmadığını belirten Gürgür, “21. yüzyıl
Türkiye’si muazzam bir küresel anaforla karşı karşıya kaldı. Küresel değişim,
adeta bir tsunami oluşturdu. Sovyetlerin dağılması bölgemizde büyük bir
jeopolitik boşluk meydana getirdi ve ABD, 15 yıldan beri bu boşluğu doldurmaya
çalışıyor. Tüm politikalarını bölge ve dünya üzerindeki egemenliğini devam
ettirme çabası üzerinde kuruyor. 450 milyar dolar milli savunmaya harcıyor. Bu
da onu dünya üzerinde büyük bir güç kılıyor. 1980’den beri itibaren değişen
dünya dengeleri Türkiye’nin de içinde bulunduğu güvenlik sistemlerini alt üst
etti. Kötü yönetimler beraberinde siyasal kargaşaları getirdi ve bu kargaşalar,
askeri darbelere yol açtı” şeklinde konuştu.
Yasama-Yürütme Çatışması
Cumhuriyet döneminde yaşanan siyasi kargaşalara da değinen Gürgür, tayinle
atanan iktidarların ve koalisyonların Türkiye’yi kargaşa ortamına sürüklediğini,
bu nedenle de milli bir politikanın oluşturulamadığını belirterek, sözlerine
şöyle devam etti: “1980’den sonraki tablo daha da vahim oldu. Yönetemeyen
demokrasi süreci ülkemizde neredeyse yarım asır sürdü. 4 yıldan beri tek partiye
dayalı bir hükümet var. Hükümetin yanında sosyal demokrat olan bir
cumhurbaşkanlığı var. Muhafazakâr hükümet ve sosyal demokrat cumhurbaşkanlığı
siyasal iktidarı paylaşıyor. Bu tezat siyasi istikrarın olmayışından
kaynaklanıyor. Türkiye, küresel ekonomiye adapte olmak için Özal’la başlayan
sürece alışmaya çalışırken bu değişimi iyi algılayacak yapısal değişiklikler
yapamadı. Bütün bu sorunlar yönetemeyen demokrasinin getirdiği sonuçlardır.”
Suçlama Psikolojisi
Kültürel alanda yaşadığımız derin kargaşanın ülkemizin bir diğer sorunu olduğunu
vurgulayan Gürgür, Osmanlı dönemi aydınını yaşanan sıkıntıları kendi kültür ve
medeniyetinin eksikliklerine bağlayarak,büyük bir zaaf içerisine girdiğini ve
kendisini bu noktada eleştirdiğini kaydetti. Gürgür, “Batı karşısında
ekonomik ve siyasal yenilgilerin yaşandığı dönemde Osmanlı aydını kendini
suçlama psikolojisine girmiştir. Sorunu kendi kültür ve medeniyetindeki
eksikliklerde aradı. Kendi kültür ve medeniyetindeki eksiklikleri çaresizlik
olarak algıladığını üzerinden bir elbiseyi çıkarır gibi bu kavramları bir kenara
attı” diye konuştu.
YÖK ve Komünizm Aynı Kefede
Gürgür, “1960’lardan sonra sosyalizm ve komünizmin prestijli olduğu
ortamlarda fikir, düşünce eğitim kurumlarımız derin bir çalkantının içine girdi
ve halen bu çalkantı derin bir kargaşayla devam etmektedir” dedi ve ekledi:
“Bu süreçte ideolojik çatışma ortamına giren ülkede komünizm ve sosyalizmle
yoğrulan gençlik zümresi zamanla kendilerine etkili konumlar buldu. Ülke, büyük
bir tehlikeyle karşı karşıya kaldı. Türkiye üniversitelerinin bilim
literatüründeki yeri maalesef yüz ağartıcı değil. Eğitimimizi çağdaş bir
seviyeye getirmesi gereken YÖK’e baktığımızda böylesi sıkıntılı bir ortamda
ideolojik kutupta taraf olma özelliği ortaya çıkıyor. İlgisiz, duyarsız gençlik
muhitleri giderek çoğalıyor. Liselerde ve üniversitede ihtiyaç duyduğu eğitimi
bulamadığı için ülke olarak beklediğimiz verimi sağlamaktan çok uzak kalıyor. Bu
sorunları aşamazsak gerekli hamleyi yapamayız. Nerede düştüğümüzü tespit ederek,
ayağa kalkacağız.”
Aydınlara Eleştiri
“Slogan atan değil, fikir üreten aydınlara ihtiyacımız var” diyen Gürgür,
şu önemli hatırlatmalarda bulundu: “Aydın, toplumla çatıştığı sürece Türkiye
bu anafordan zor kurtulacaktır.”
Terörizmin Kaynağı
Ortadoğu’da yaşanan akıl almaz gelişmelere de değinen Gürgür, Filistin ve Irak
örneğini göstererek, terörizmin kaynağının küresel hegemonyacı ABD ve İsrail’in
politikaları olduğunu belirterek, “Amerika ve İsrail, Casablanka’dan
Himalayalar’a kadar olan alanı deneme tahtası olarak kullanırsa bölgeye de
dünyaya da huzur gelmez. Irak’ta yaşananlar bunun en güzel örneğidir. 655 bin
insan katledildi. Böyle bir dünyada barış ve huzur imkânsız olur” dedi.
Çocuk Kandırır Gibi Türkiye’yi Kandırıyorlar
Bizi almayacaklarını bile bile Hıristiyan inancına tabi olan, Roma hukukuna
bağlı ve Yunan felsefesinden ilham alan bir girişime zorla dahil olmaya
çalıştığımıza dikkat çeken Gürgür, bu tarihi sürecin hiçbir noktasında
Türkiye’nin bulunmadığını belirterek, şöyle konuştu: “Olmadığımız bir düzenin
içine kendimizi zoraki olarak sokmaya çalışıyoruz. Türkiye onlar için kabul
edemeyecekleri kadar ve vazgeçemeyecekleri kadar önemli bir unsur. Ne
vazgeçebilirler ne de bünyelerine alabilirler. Hiçbir zaman kabullenemeyeceğimiz
tavizleri bizden istedikleri zaman, ayrışma ve federalleşme emelleri karşısında
herkesin ayağa kalkması lazımdı. Ama özellikle liberal çevremiz ve ayrılıkçı ve
bölücü bazı çevreler, sesimizi çıkarmamızı AB’yi kızdırmamızı istiyor. Amaçları;
AB’nin istediği bütün tavizleri verdirmek. Çocuk kandırır gibi Türkiye’yi
kandırıyorlar. TÜSİAD gibi bir çevre, aman bu AB’lileri kızdırmayalım diyerek;
Türkiye’yi bir teslimiyete sürüklemeye çalışıyor.”
Ayakta Kalma Şansımız Var
Asıl meselemizin akıllı yönetilmeyişimiz ve rasyonel bir mantıkla kaynaklarımızı
kullanmayışımız olduğunu ifade eden Gürgür, milliyetçi çevrelerin durumunun da
parlak olmadığını şu sözlerle aktardı: “Türk dünyası gerçeğini algılamak ve
ayağa kaldırmak zorundayız. Bunu başarabilirsek 200 milyona yakın bir milletdaş
olacağız. Türk dünyası arasında ekonomik entegrasyonu sağlamak için büyük bir
politika ortaya konursa Türk dünyası bağımsızlığına kavuşur. Ama şimdiki gibi
seyirci kalırsak, o zaman Türk dünyası gibi bir meselemiz olduğunu söylemek
ahlaki olmaz. İç ve dış meselelere rağmen, halen ayakta kalma şansımız var.”