MİLLİYETÇİLERDEN ÖZELEŞTİRİ
Tarih: 18.11.2006 Saat: 10:41
Konu: Faaliyet Haberleri


Birlik Akademisi’nin her Cuma günü gerçekleştirdiği parti içi eğitim seminerinde bu hafta “Değişen Dünya dengeleri Karşısında Türkiye” konusu masaya yatırıldı.



Büyük Birlik Partisi (BBP) bünyesinde faaliyet gösteren Birlik Akademisi’nin her Cuma günü gerçekleştirdiği parti içi eğitim seminerinde bu hafta “Değişen Dünya dengeleri Karşısında Türkiye” konusu masaya yatırıldı.
Seminere konuşmacı olarak katılan Türk Ocakları Genel Başkanı Nuri Gürgür, Türkiye’nin iç ve dış meseleleri konusunda çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.
“Bilgi dünyanın en değerli hazinesidir” diyen Gürgür, bir özeleştiride bulunarak, Türkiye’deki milliyetçi kesimin bilgiye ulaşmada ve bilgiyi kullanmada büyük sıkıntı çektiğini ifade ederek, “Biz milliyetçiler bu alanda yeterli değiliz. Bu eksiklik, gerçek inanç sahipleri ve bu ülkenin garibanlarına bizi yabancılaştırıyor” diye konuştu.

Ergenekon’a İhtiyacımız Var
Milliyetçi aydınların toplumla bütünleşmek zorunda olduğunu savunan Gürgür, sözlerini şöyle sürdürdü: “Aydın-toplum kaynaşmasını ancak milliyetçi aydınlar sağlar. Bir Ergenekon’a ihtiyacımız var. Bu Ergenekon zorlukların ve çaresizliklerin karşısında başarıya ulaşmaktır. Bu yüzyılda bunu biz başaracağız. Artık bundan sonraki nesillerin böyle bir şansı olmayacak.”

Gürgür’den ABD Politikalarına Vurgu
Türkiye’nin hiçbir dönemde sorunsuz kalmadığını belirten Gürgür, “21. yüzyıl Türkiye’si muazzam bir küresel anaforla karşı karşıya kaldı. Küresel değişim, adeta bir tsunami oluşturdu. Sovyetlerin dağılması bölgemizde büyük bir jeopolitik boşluk meydana getirdi ve ABD, 15 yıldan beri bu boşluğu doldurmaya çalışıyor. Tüm politikalarını bölge ve dünya üzerindeki egemenliğini devam ettirme çabası üzerinde kuruyor. 450 milyar dolar milli savunmaya harcıyor. Bu da onu dünya üzerinde büyük bir güç kılıyor. 1980’den beri itibaren değişen dünya dengeleri Türkiye’nin de içinde bulunduğu güvenlik sistemlerini alt üst etti. Kötü yönetimler beraberinde siyasal kargaşaları getirdi ve bu kargaşalar, askeri darbelere yol açtı” şeklinde konuştu.

Yasama-Yürütme Çatışması
Cumhuriyet döneminde yaşanan siyasi kargaşalara da değinen Gürgür, tayinle atanan iktidarların ve koalisyonların Türkiye’yi kargaşa ortamına sürüklediğini, bu nedenle de milli bir politikanın oluşturulamadığını belirterek, sözlerine şöyle devam etti: “1980’den sonraki tablo daha da vahim oldu. Yönetemeyen demokrasi süreci ülkemizde neredeyse yarım asır sürdü. 4 yıldan beri tek partiye dayalı bir hükümet var. Hükümetin yanında sosyal demokrat olan bir cumhurbaşkanlığı var. Muhafazakâr hükümet ve sosyal demokrat cumhurbaşkanlığı siyasal iktidarı paylaşıyor. Bu tezat siyasi istikrarın olmayışından kaynaklanıyor. Türkiye, küresel ekonomiye adapte olmak için Özal’la başlayan sürece alışmaya çalışırken bu değişimi iyi algılayacak yapısal değişiklikler yapamadı. Bütün bu sorunlar yönetemeyen demokrasinin getirdiği sonuçlardır.”

Suçlama Psikolojisi
Kültürel alanda yaşadığımız derin kargaşanın ülkemizin bir diğer sorunu olduğunu vurgulayan Gürgür, Osmanlı dönemi aydınını yaşanan sıkıntıları kendi kültür ve medeniyetinin eksikliklerine bağlayarak,büyük bir zaaf içerisine girdiğini ve kendisini bu noktada eleştirdiğini kaydetti. Gürgür, “Batı karşısında ekonomik ve siyasal yenilgilerin yaşandığı dönemde Osmanlı aydını kendini suçlama psikolojisine girmiştir. Sorunu kendi kültür ve medeniyetindeki eksikliklerde aradı. Kendi kültür ve medeniyetindeki eksiklikleri çaresizlik olarak algıladığını üzerinden bir elbiseyi çıkarır gibi bu kavramları bir kenara attı” diye konuştu.

YÖK ve Komünizm Aynı Kefede
Gürgür, “1960’lardan sonra sosyalizm ve komünizmin prestijli olduğu ortamlarda fikir, düşünce eğitim kurumlarımız derin bir çalkantının içine girdi ve halen bu çalkantı derin bir kargaşayla devam etmektedir” dedi ve ekledi: “Bu süreçte ideolojik çatışma ortamına giren ülkede komünizm ve sosyalizmle yoğrulan gençlik zümresi zamanla kendilerine etkili konumlar buldu. Ülke, büyük bir tehlikeyle karşı karşıya kaldı. Türkiye üniversitelerinin bilim literatüründeki yeri maalesef yüz ağartıcı değil. Eğitimimizi çağdaş bir seviyeye getirmesi gereken YÖK’e baktığımızda böylesi sıkıntılı bir ortamda ideolojik kutupta taraf olma özelliği ortaya çıkıyor. İlgisiz, duyarsız gençlik muhitleri giderek çoğalıyor. Liselerde ve üniversitede ihtiyaç duyduğu eğitimi bulamadığı için ülke olarak beklediğimiz verimi sağlamaktan çok uzak kalıyor. Bu sorunları aşamazsak gerekli hamleyi yapamayız. Nerede düştüğümüzü tespit ederek, ayağa kalkacağız.”

Aydınlara Eleştiri
“Slogan atan değil, fikir üreten aydınlara ihtiyacımız var” diyen Gürgür, şu önemli hatırlatmalarda bulundu: “Aydın, toplumla çatıştığı sürece Türkiye bu anafordan zor kurtulacaktır.”

Terörizmin Kaynağı
Ortadoğu’da yaşanan akıl almaz gelişmelere de değinen Gürgür, Filistin ve Irak örneğini göstererek, terörizmin kaynağının küresel hegemonyacı ABD ve İsrail’in politikaları olduğunu belirterek, “Amerika ve İsrail, Casablanka’dan Himalayalar’a kadar olan alanı deneme tahtası olarak kullanırsa bölgeye de dünyaya da huzur gelmez. Irak’ta yaşananlar bunun en güzel örneğidir. 655 bin insan katledildi. Böyle bir dünyada barış ve huzur imkânsız olur” dedi.

Çocuk Kandırır Gibi Türkiye’yi Kandırıyorlar
Bizi almayacaklarını bile bile Hıristiyan inancına tabi olan, Roma hukukuna bağlı ve Yunan felsefesinden ilham alan bir girişime zorla dahil olmaya çalıştığımıza dikkat çeken Gürgür, bu tarihi sürecin hiçbir noktasında Türkiye’nin bulunmadığını belirterek, şöyle konuştu: “Olmadığımız bir düzenin içine kendimizi zoraki olarak sokmaya çalışıyoruz. Türkiye onlar için kabul edemeyecekleri kadar ve vazgeçemeyecekleri kadar önemli bir unsur. Ne vazgeçebilirler ne de bünyelerine alabilirler. Hiçbir zaman kabullenemeyeceğimiz tavizleri bizden istedikleri zaman, ayrışma ve federalleşme emelleri karşısında herkesin ayağa kalkması lazımdı. Ama özellikle liberal çevremiz ve ayrılıkçı ve bölücü bazı çevreler, sesimizi çıkarmamızı AB’yi kızdırmamızı istiyor. Amaçları; AB’nin istediği bütün tavizleri verdirmek. Çocuk kandırır gibi Türkiye’yi kandırıyorlar. TÜSİAD gibi bir çevre, aman bu AB’lileri kızdırmayalım diyerek; Türkiye’yi bir teslimiyete sürüklemeye çalışıyor.”

Ayakta Kalma Şansımız Var
Asıl meselemizin akıllı yönetilmeyişimiz ve rasyonel bir mantıkla kaynaklarımızı kullanmayışımız olduğunu ifade eden Gürgür, milliyetçi çevrelerin durumunun da parlak olmadığını şu sözlerle aktardı: “Türk dünyası gerçeğini algılamak ve ayağa kaldırmak zorundayız. Bunu başarabilirsek 200 milyona yakın bir milletdaş olacağız. Türk dünyası arasında ekonomik entegrasyonu sağlamak için büyük bir politika ortaya konursa Türk dünyası bağımsızlığına kavuşur. Ama şimdiki gibi seyirci kalırsak, o zaman Türk dünyası gibi bir meselemiz olduğunu söylemek ahlaki olmaz. İç ve dış meselelere rağmen, halen ayakta kalma şansımız var.”






Bu haberin geldigi yer: BBP Sivas il ve merkez ilce Teskilatlari Resmi Sitesi
http://bbpsivas.net

Bu haber icin adres:
http://bbpsivas.net/modules.php?name=News&file=article&sid=222