Genel Başkanımız Sayın Muhsin Yazıcıoğlu, Türkiye'nin bir havaalanı ve limanını Rumlara açılabileceği önerisini “Yasaklar böyle delinir" şeklinde değerlendirdi.
Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, Türkiye'nin bir
havaalanı ve limanını Rumlara açılabileceği önerisini “Yasaklar böyle delinir.
AB'nin istediği de buydu” şeklinde değerlendirdi.
BBP Lideri Muhsin Yazıcıoğlu, bugün BBP Genel Merkezi'nde Bağımsız Büro
Çalışanları Sendikası (BASK) Genel Başkanı Ayhan Çivi'yi ve beraberindeki heyeti
kabul etti. Toplantıya BBP'den Genel Başkan Yardımcıları Av. Edip Özbaş ve Hakkı
Öznur katıldı.
BBP Lideri Yazıcıoğlu, basın mensuplarının “Türkiye'nin Ercan havaalanının
uluslararası trafiğe ve Mağusa limanının doğrudan ticarete açılması karşılığında
Türkiye'den de bir havaalanı ve limanın Rumlara açılabileceğini AB'ye
bildirmesini” nasıl değerlendirdiği sorusuna “Yasaklar böyle delinir. AB'nin
istediği de buydu.” karşılığını verdi.
Yazıcıoğlu, kapı aralandığında rüzgar girmeye başlarsa, bir müddet sonra o
kapının açılacağı yorumunu yaptığı konuşmasında, “Ercan havaalanının
uluslararası trafiğe ve Mağusa limanının doğrudan ticarete açılması karşılığında
Türkiye'den de bir havaalanı ve limanın Rumlara açılabileceğini AB'ye bildirmiş
bizimkiler. Zaten AB'nin istediği de bu” dedi ve ekledi: “Türkiye limanlarını,
havaalanlarını Rum yönetimine açsın derken, Ercan havaalanı da kapalı kalsın
demeyeceklerdi.”
Avrupa'nın Kafasındaki Kıbrıs
Bu konuda önemli olanın Türkiye Cumhuriyeti'nin Rum yönetimini tanımış olması
olduğunu kaydeden Yazıcıoğlu, “Bu adımı atmakla, Avrupa'nın kafasındaki Kıbrıs'ı
tanımış oluyoruz” diye konuştu.
KKTC Fiilen Ortadan Kalkıyor
Yazıcıoğlu şöyle devam etti: “Türkiye Güney Kıbrıs Rum yönetimi demiyorlar,
bunlar 'Kıbrıs Yönetimi' diye kullanıyorlar. Meşru olarak Kıbrıs'ın yönetimini
Rumların şu anda temsil ettiğini batı kabul ediyor. AB kendi içerisine Güney
Kıbrıs Rum yönetimini alırken, Kıbrıs Cumhuriyeti diye aldığını ifade ediyor.
Kıbrıs Cumhuriyetini kabul ettiğiniz taktirde, KKTC fiilen ortadan kaldırılmış
oluyor.” Yazıcıoğlu, bu girişimin aslında AB'nin taleplerine yol açmak olduğu
kanaatinde olduğunu ifade etti.
Limanlarımızı ve Havaalanlarımızı Açmayacağımızı Deklare Etmeliyiz
AB'nin hayal olduğunu söyleyen Yazıcıoğlu, iktidarın “Çıkmadık canda umut var”
hesabıyla vatandaşları oyaladığını, bu arada da şahsiyetimizi, milli
kimliğimizi, onurumuzu ezdirdiklerini ifade etti. İktidarın hemen, açık bir
şekilde, hangi şartlar doğarsa doğsun Kıbrıs Rum yönetimine limanlarımızı,
havaalanlarımızı açmayacağımızı deklare etmesi gerektiğini belirtti.
Bir tarafın “Tren yokuşa doğru çıkıyor” diğer tarafın ise “bu treni biraz
hızlandıralım Türkler'in umudunu kırmayalım” dediğini belirten Yazıcıoğlu,
“Şimdi de tren engebeli bir yola girdi. Ama umutlarımız kırılmasın, kapıda
bekleyelim, kazığa sağlam olarak bağlanmış olalım” dendiğini sözlerine ekledi.
Yazıcıoğlu, Londra Zürih anlaşmalarından kaynaklanan haklarımızı bundan önceki
57. hükümet döneminde ortadan kaldırdığımızı hatırlattığı konuşmasında, “Şimdi
de Ankara sözleşmesine uyma adı altında el altı verilmiş olan umutlar
dolayısıyla yuvarlıyorlar. AB hala tünelinden Türkiye bir an evvel çıkmalı. Bu
söylendiğinde 'treni mi devireceğiz?' 'Kaza mı yapacağız?' korkusu yaşayanlar
var. Bu bir süreçtir. Bundan sonrasında bunu ciddiye almaz, dondurursunuz ikili
ilişkilerinizi güçlendirmeye çalışır, komşularınız ve soydaşlarınızla ticaret ve
yeni oluşturacağınız konseptlerle AB'nin daha çok cazibe merkezi olursunuz.
Yeter ki ekonomik potansiyel artsın, doğudaki enerji kaynakları kullanılacak
hale gelsin. Stratejik konum dolayısıyla AB bizden zaten kopmaz” diyerek yol
gösterdi. Yazıcıoğlu, Türkiye'nin çok yönlü, çok unsurlu ve odaklı helezonik bir
dış politikayla daha sağlıklı bir konuma ulaşacağını sözlerine ekledi ve telaşa
düşmeye gerek olmadığını söyledi.
Yazıcıoğlu, tek yönlü dış politikanın ve platonik aşka dönüşmüş olan AB ve
batılılaşma hayranlığının, Türkiye'yi felakete götürdüğünü, kendi özümüze dönüp
dünyaya özümüzü koruyarak açılmamız gerektiğini söyledi.
Bütçe Açığı Dar Gelirlinin Sırtında
BASK Genel Başkanı Ayhan Çivi, kamu çalışanlarının sıkıntılarını ve halen
Anayasa Mahkemesi'nde incelenen yeni sosyal güvenlik reformu ile ilgili
sorunları dile getirdiği toplantıda, iktidarın uygulamalarını eleştirerek kamu
görevlilerinin devlet vakarına yakışır çalışma koşullarını kazanabilmesi
amacıyla yasal mücadele başlatacaklarını belirtti. Yazıcıoğlu da, Hükümetin
Türkiye'deki asıl sorunları gündeme almaktan ve çözmekten aciz olduğunu
söyleyerek “Memurun, Çiftçi, emekli ve işçinin sorunlarını çözmede ağır aksak
giden iktidar, dışarıdan gelen talepleri yerine getirmek konusunda çok daha
hızlı hareket ediyor. Bu, Türkiye'de sözde aydınların ve ülkeyi idare edenlerin
huyu haline geldi” diye konuştu. Bu hastalığın, Osmanlı devletinin çöküş
döneminde yaşanan siyasi ve ekonomik çöküntülerle aynı paralelde geliştiğine
dikkat çeken Yazıcıoğlu, “Türkiye'de ekonomi hala dönüyorsa, dışarıdan gelen
küresel sermayenin ülkedeki izdüşümü olan aileler palazlanıyor. Bütçe açıklarını
kapatmak için de bordro mahkumu haline gelmiş çalışanlara yükleniliyor” dedi.
Kamuda bürokrasinin kaos haline geldiğini vurgulayan Yazıcıoğlu, hükümetin bir
an önce personel rejimi yasasını düzenlemesi gerektiğini ifade etti.