Hatay İl Teşkilatımızın 7-10 Ağustos 2006 tarihleri arasında yapılan Lübnan gezizi dolayısı ile yapmış olduğu basın açıklaması
7-10
Ağustos 2006 Tarihinde Büyük Birlik Partisi olarak, 25 kişilik bir heyetle, daha
sonra Lübnan’a geçmek üzere Suriye’ye gittik. Amacımız İsrail’i kınamak,
Lübnan, Filistin ve Suriye’ye destek olmaktı. Büyük Birlik Partisi olarak değil,
Türk Milleti adına, bu ülkelerin yanlarında olduğumuzu ifade etmekti. Bunu en
etkili bir şekilde gerçekleştirdik. Türk halkının duygularına, vicdanına
tercüman olduk. Bu duygularımızı Başbakan, Meclis başkanı ve Bakanlar dahil
olmak üzere en üst seviyedeki yetkililerle paylaştık.
Bizi şaşırtacak derecede
mutlu eden Suriye devletinin ve halkının bize göstermiş olduğu yoğun ilgi oldu.
Suriye sınırlarına girdiğimiz andan itibaren her ilin valisi ve eskortu ile
karşılandık. Bize her yerde devlet başkanı protokolü uygulandı.
Biz yaptığımız
açıklamalarda İsrail’in devlet terörü uyguladığını, bunun bir savaş değil
sivillere yönelik insanlık dışı bir katliam olduğunu ve İsrail’in Uluslararası
Savaş Suçluları Mahkemesinde yargılanması gerektiğini ifade ettik. Bu
açıklamalarımız ilgi ile karşılandı. Üç gün boyunca Suriye televizyonlarının
saat başı gösterilen haber konusu oldu. Öyle ki, sokakta yürüdüğümüzde siz Türk
heyetisiniz, sizi tanıyoruz ve takdir ediyoruz şeklinde çok sıcak tepkiler
aldık.Programımızda olan Lübnan ve Beyrut ziyaretimiz, Suriye ve Türk Büyük
Elçisinin güvenlik açısından çok riskli olduğu için uygun görmemesine rağmen,
biz Lübnan-Suriye Kuseyr sınır kapısına gittik. Yetkililer, Kuseyr sınır
kapısının İsrail tarafından en çok bombalanan sınır kapısı olduğunu söylediler.
Hatta birkaç gün önce sınır kapısına bir kilometre uzaklıktaki şeftali
tarlasında çalışan 23 Suriyeli, 10 Lübnanlı sivil kimyasal, fosfor bombası ile
öldürülmüş.Sınırda Lübnan’dan Suriye’ye tek taraflı bir göç trafiğinin olduğunu
gördük. Sınır yetkilileri, bırakın kimlik sormayı araçları durdurmuyor
bile.Bizde soruyoruz; bu göç nereye ve ne zamana kadar?. Çünkü şu anda bile
sadece kamplara yerleştirilen mülteci sayısı 500 000. Kontrolsüz geçenler ise bu
sayının çok üstünde. Bu noktada Suriye Hükümetini takdir ediyoruz fakat bu yükü
daha ne kadar taşıyabilecek? Nerede Bir buçuk milyar diye övündüğümüz İslam
alemi? Nerede Petrol Zengini ülkeler? 17 uçakla, 600 valizle seyahat eden petrol
kralları nerede?. Ama çığlıklarımız boşuna… Onlar, ruhlarını küresel güçlere
satmış kuklalar. Biz ne yapabiliriz ona bakalım.Biz diyoruz ki; Türk Hükümeti
durum tespiti ve yorum yapmayı bırakıp harekete geçmeli, İsrail’e yaptırımlar
sağlayacak çözümler üretmelidir. İsrail Büyükelçimiz derhal çekilmeli, ticari
anlaşmalar iptal edilmelidir. Sivil ve demokratik tedbirler yetmezse, katliamın
devamı savaş nedeni sayılmalıdır. İnsanlık tepkisiz kaldıkça bu ateşkes geçici
olacaktır. İnsanlık, onuru ve vicdanı ile yüzleşmeli bedeli ne olursa olsun bu
sınavı mutlaka vermelidir.
Saygılarımla.
Ahmet ZEYTİNELİ