Genel Başkanımız Muhsin Yazıcıoğlu, TBMM de görüşülecek olan tezkerenin tarihe çok ciddi bir sorumluluk olarak yansıyacağını söyledi.
TARİHE ÇOK CİDDİ YANSIYACAK
Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, TBMM Genel
Kurulu’nda bugün görüşülecek olan BM’nin Lübnan Barış Gücü’ne asker gönderme
tezkeresi’nin tarihe çok ciddi bir sorumluluk olarak yansıyacağını söyledi.
BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, TBMM Genel Kurulu’nda bugün görüşülecek
olan BM’nin Lübnan Barış Gücü’ne asker gönderme tezkeresinin tarihe çok ciddi
bir sorumluluk olarak yansıyacağını söylediği konuşmasında askerimizin Lübnan’a
sağlanmış bir barışı korumak için gitmediğinin altını çizdi. Yazıcıoğlu, ortada
sağlanmış bir barış olmadığını belirttiği konuşmasında "Barış yoksa Türk askeri
Lübnan’a neden gidiyor?" diye sordu.
2004 Eylül ayında yaşanan Telafer katliamının 2. yıldönümü münasebetiyle Parti
Genel Merkezi’nde Irak Türkmenleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Ankara Şube
Başkanı Mahmut Kasapoğlu ve beraberindeki heyeti kabul eden BBP Genel Başkanı
Muhsin Yazıcıoğlu, AKP iktidarını sert bir dille eleştirdi.
TSK Elbette Yerinde Oturmayacak
Bugün TBMM Genel Kurulu’nda görüşülecek olan BM’nin Lübnan Barış Gücü’ne asker
gönderme tezkeresinin tarihe çok ciddi bir sorumluluk olarak yansıyacağını
vurgulayan Yazıcıoğlu, “Sıkışmış olan İsrail’in işgal ettiği topraklarda daha
fazla kalmasını sağlayacak ve ABD ve İsrail koalisyonunun risklerini en aza
indirecek, İsrail’in sözde güvenliğini sağlamak için İsrail karşıtı olarak
bilinen güçlerin silahsızlandırılmasını sağlayacak bir askeri güç
konuşlandırılmak isteniyor” şeklinde konuşan Yazıcıoğlu, “Türk Silahlı
Kuvvetleri (TSK) elbette yerinde oturmayacak, elbette asker gerektiğinde
savaşmak için vardır. Gerektiğinde canını devleti, milletinin şerefi ve
bağımsızlığı için vermekten tereddüt göstermeyecektir, ama Türk askeri ABD’nin
İsrail’in itfaiye eri değildir. Yangın söndürme aracı değildir. Sıkıştığı zaman
çağıracağı tereddüt etmeden koşturacağımız bir emir eri hiç değildir” dedi ve
ekledi: “Sayın Başbakanı bu konularda konuşurken daha ciddi olmaya davet
ediyorum.”
Yazıcıoğlu, geçmişten çarpıcı örnekler verdiği konuşmasında, Başbakan Erdoğan’a
daha ciddi ve dengeli ol çağrısında bulundu. Yazıcıoğlu, adeta isyan ettiği
konuşmasında şunları aktardı: “Başbakanı, Tepkilerini ortaya koyarken,
itirazları cevaplandırırken daha ciddi olmaya ve dengeli olmaya, evlatlarımızın
canlarını, şehidin mukaddes ruhunu incitmeyecek şekilde konuşmaya davet
ediyorum. Ama maalesef tam tersini görüyoruz.”
Başbakan Kabadayı Gibi Davranıyor
Başbakan Erdoğan’ın kabadayı gibi davrandığını ileri süren Yazıcıoğlu, “Bu
celallenmeleri neden Telafer’de Türkmenler katliama uğrarken, Türk askerinin
Süleymaniye’de başına çuval geçirilirken, Kandil Dağı’nda eşkıya basın
toplantısı yaparken yapmadınız da şimdi bu kadar kabadayıca davranıyorsunuz?”
diye sordu.
Celallenmeyi Terör Örgütüne Yap
Yazıcıoğlu, küresel güçler, İsrail ya da ABD istediğinde mevcut iktidarın bu
istekleri yerine getirmede kararlı olduğunu fakat, Türkiye’deki teröre aynı
kararlılıkla yaklaşmadığını savunduğu konuşmasında “Küresel güçler, İsrail ve
ABD koalisyonu istediği zaman istekleri yerine getirmede bu kadar kararlı
olanlar neden her gün şehit kaldıran Türkiye’nin terör örgütüne karşı bu
kararlılığı göstermiyorlar. Milli menfaatlerimiz çıkarlarımız adına Türk
milletinin ülkesiyle devletiyle bölünmez bütünlüğü adına iktidardan bugünkü
kararlılığı göstermesini bekliyorum. Ama dış telkinler, talepler söz konusu
olduğunda bu kadar gayretkeş olan iktidar içeride terörle mücadele özel
yasaların çıkarılmasında, özel birliklerin kurulmasında, özel birliklerle
terörün yuvasını dağıtma konusunda, sınır ötesi operasyon yapma konusunda aynı
kararlılığı göstermiyorlar. Bugün bir tarafta Telafer’de yanı başımızda, çok
stratejik bir noktamızda soydaşlarımızın katledilişinin yıldönümündeyiz. Şehit
cenazeleri kaldırmışız ama aynı ortamda TBMM’de dışarıya asker gönderme kararı
aldırmaya çalışıyoruz. Bunu milletvekillerimizin vicdanlarına, milli şuuruna ve
tarihi sorumluluklarına havale ediyorum. TBMM’de Lübnan’a asker gönderme konusu
değerlendirirken öncelikle terörle mücadele neden takip hakkımızın
kullanılmadığını, terör örgütünün neden haddinin bildirilmediği sorulmasını
istiyorum. Türk askeri Lübnan’a gittiğinde hangi noktada konuşlandırılacak?
Orada kimin komutasında yer alacaklar? Sonra İsrail karşıtı güçlerin
silahsızlandırılması konusunda bir talimat aldıklarında ne yapacaklar? İsrail’in
işgal ettiği topraklardan çekilmemesi halinde İsrail’in Hizbullah ya da başka
güçler üzerinde, Filistin halkı üzerinde operasyonların devam edilmesi halinde
Türk askeri ne yapacak bunların sorulmasını istiyoruz?” diye konuştu ve ekledi:
BBP Asker Gönderilmesine Karşı
“BM’nin anlaşılmaz talebi doğrultusunda ABD ve İsrail’in çıkarları için asker
göndermesine karşıyız. Önce soydaşlarımızın can güvenliği koruyup haklarını
muhafaza edelim. Terör örgütüne destek veren güçler ve devletlere haddini
bildirmek için iktidarı göreve çağırıyorum.”
Belki de Son Basın Toplantımız
Toplantıda konuşan Irak Türkmenleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Ankara Şube
Başkanı Mahmut Kasapoğlu, Telafer katliamının 2. yıldönümü olduğunu
hatırlatarak, “Bu belki de son basın toplantımız olabilir” diyerek salonda
bulunanlara duygulu anlar yaşattı.
Türkiye Köşeli Konuşsun
Kasapoğlu, Türkmenler’in Irak’ta ihlal yaşadığını vurguladığı konuşmasında
“Bunun sebebi, Türkmenlerin anavatanı olduğu için Türkiye’dir” dedi. Türkiye’nin
artık yuvarlak laflarla geçiştirmek yerine köşeli konuşması gerektiği üzerinde
duran Kasapoğlu, KDP ve KYP’ye yapılan yardımın yalnızca onda birini
istediklerini dile getirdi ve isteklerini şöyle sıraladı: “Ovaköy Türkmen
kapısının açılmasını istiyoruz. ABD’nin Türkmenlere baskı yapmamasını istiyoruz.
Türkmen ailelerinin evlerinin rasgele aranıp hakaret edilmesini istemiyoruz.”
“Türkiye’nin o bölgeyle ilgileniyoruz demelerine isyan ediyoruz bizimle dalga
geçiyorlar” şeklinde konuşan Kasapoğlu, “Türkmenlere insan gibi davranılsın”
çağrısında bulundu.
2007’de Türkmenler Yok Olacak
Kasapoğlu, şöyle devam etti: “2007’de Türkmenler yok olacak. Türkiye
Cumhuriyeti’nin bütün kurumlarına sesleniyorum: Türkiye köşeli konuşsun. Türkiye
yuvarlak laflarla Türkmen davasıyla dalga geçemez. Ankara Diyarbakır düşmesin
diye orada mücadele veriyoruz. Irak’ta eli kolu bağlı insanlardan mucize
bekleyemezsiniz. Türkmenler kimseyle barışık değil diyorlar Türkmenler
barışıktır. Tek yumruktur. Ama Barzani ve Talabaniyi barındıran zihniyet bunu
söylüyor. Bu bizi üzüyor. Telafer ve Kerkük’te milis güç istiyoruz.”
Telafer Katliamının İkinci Yıldönümü
Yazıcıoğlu ise Kasapoğlu’na dönerek, şunları söyledi: “Telafer’deki Türkmenler
Türkiye’ye seslendiler. Yok ediliyoruz, bitiriliyoruz, katliama uğruyoruz diye.
Türkiye’nin gözleri önünde Telafer’de Türkmenler tarihimizin en ciddi katliamını
yaşadılar. İktidar bunları seyretti. Camilere girilerek insanları katleden,
rasgele binaları tahrip eden, toplu toplu aileleri katleden ABD güçleri ve
işbirlikçileri sivil halkı değil de kimi öldürüyorlardı? Telafer’de ne vardı ki
sivil halktan başka onlarla askeri güçleri ayırmış olacaklardı? ABD Telafer’de
sivil Türkmen kardeşlerimizi kendi güçlerine ve işbirlikçi güçlerine
katlettirmiş, insanlık dışı katliam yapmış, maalesef dünyayla birlikte bu
iktidar da olayı seyretmiştir. Telafer’de Eylül ayında insanlık dışı katliamlar
yaşandı onun yıldönümündeyiz. Eylül ayı içerisinde bugün TBMM’de Lübnan’a asker
gönderme tezkeresi görüşülecek. Lübnan’a asker gönderme tezkeresinde iktidarın
en önemli argümanı, “anneler ağlarken insanlar ölürken seyirci mi olacağız?”
Bunu kullanıyorlar. “Askeri neden besliyoruz? Asker ne işe yarar? “Yerinde
yatacak mı?” “Türkiye büyük devlet olmak için asker göndermesi gerekir” gibi
tezlerle bugün tezkere geçirilmeye çalışıyor. Ben burada tezkere henüz
görüşülmeden bir kere daha uyarmak istiyorum. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin
güvenlik öncelikleri, risk öncelikleri ve risk alma konusunda öncelikleri
vardır. Yakın tehdit, orta vadede ve uzak tehdit olarak değerlendireceğimiz
tehdit algılamasında Türkiye’nin birinci ve öncelikli görevi Türkiye Cumhuriyeti
sınırlarını korumak, sınırlar içerisinde eylem yapma cüretini gösteren PKK terör
örgütünü entegre etmek ve hemen yanı başımızdaki soydaşlarımızın can emniyetini
muhafaza etmek ve sonra da dışımızdaki olaylarla ilgilenmek olmalıdır. Bugünkü
iktidar ülkemizde her gün kaldırdığımız şehit cenazelerine duyarsız kalırken,
şehitlerin kahpece pusular kurularak şehit edilmesini sağlayan terörist eşkıya
Kandil Dağı’nda basın toplantıları yaparken, bunlara müdahale etmiyor.
Sınırlarımızda Türkmenler katliama uğrarken askerlerimizin ne işe yarayacağını
akıl etmiyor askeri gücü bırak diplomatik kararlılık bile sergilemiyor. Ama
bugün herkesten evvel ABD ve İsrail çağırdı diye oraya koşar adım asker
göndermeye çalışıyor.”