Genel başkan Yardımcımız Av.Edip Özbaş Beyefendinin İstanbul İl Teşkilatında düzenlediği "Basın Açıklaması".
Basınımızın ve televizyonlarımızın değerli
temsilcileri,
Aziz dava arkadaşlarım;
Kuruluşundan bugüne kadar, Türk siyasi
hayatında izleye geldiği; ilkeli, dengeli, yerli, milli, demokrat siyaset
anlayışı ve buna uygun duruşu ile beğeni ve takdir toplayan Büyük Birlik Partisi
ve Büyük Birlik Partisi’ nin mensupları, milletimizden beğeni ve takdir ile
birlikte, kendisine hizmet noktasında yetki ve ruhsat istemektedir.
Etrafımızdaki küresel kuşatmanın en yoğun
hissedildiği, Sevr’ e rahmet okutan dayatmaların, AB’ye uyum sağlayacağız diye
sunulduğu, ülkeyi idare edenlerin küresel zalimlerin sahneye koyduğu oyunda rol
almayı marifet saydıkları; şaklabanlığın, yalakalığın marifet sayıldığı bir
dönemden geçiyoruz.
Vatan hainliğinin pirim yaptığı, vatanı
sahiplenmenin kötülendiği, suç sayıldığı bir dönem.
Ülkeyi idare edenlerin, kendilerini
seçenleri azarlayıp ötelediği, zalimin - zulmün vekilliğine soyunduğu, zulmün
taşeronluğundan gurur duyulduğu bir dönem.
Fındıkçının, zeytincinin, pamukçunun
ayaklar altına alındığı, milli sermayenin, küresel sermayenin ayakları altına
alınmasının, ekonomide kurtuluş reçetesi olarak takdim edildiği bir dönemden
geçiyoruz.
Milletimize karşı; küresel güçler ve
onların yerli işbirlikçileri, mandacılar, köşelerini - kalemlerini, sahip olduğu
bütün değerlerle birlikte satlığa çıkartmış vahşi batının beslemeleri, veled-i
zinaları, el ele tutuşmuş, kol kola girmiş, tarihin bu en korkunç, utanmaz
istilasına alkış tutuyorlar.
Aynen tarihte olduğu gibi; Artin
Kemalleri, Damat Feritleri aratmazcasına hareket edenlere küresel iltifatlar
yapılırken, vatanseverlik en affedilmez suç olarak takdim ediliyor.
Mevcut iktidar, öncekilerine de rahmet
okutacak bir şekilde, şımarık bir mirasyedi hovardalığı ile değerlerimizin
tümünü satlığa çıkartmış, “Babam da olsa satarım” diyerek, satma konusundaki
sınır tanımazlığını ilan etmiş durumda.
“Kıbrıs Türk Kalesi” nin düşürülmesi
noktasında Avrupa Birliği yönetiminden daha farklı düşünülmemekte.
Terörle mücadele koordinatörlere havale
edilerek, uluslararası bir zemine taşınmak, küresel güçlere havale edilmek
istenmektedir.
Zaten iş koordinatörlere havale edilir
edilmez, çete başlarının bunlara ve birbirine uygun beyanatları da gayet dikkat
çekicidir.
Bu durum karşısında, Büyük Birlik
Partisi olarak bir kez daha ifade ediyoruz;
-
Vatan tehlikededir.
-
Ülkeyi yönetenler kötü yola düşürülmüştür.
-
Mevcut iktidardan kurtulmak için derhal bir seçim
yapılmalı, sandık, vatandaşlarımızın önüne konulmalıdır.
Bugün birilerinin dediği gibi seçim
istemek, vatana ihanet değildir. Aksine vatan severliğin ta kendisidir. Bu
manzaradan, bugüne kadar milletin verdiği gücü heba ederek iktidara gelip de
muktedir olamayanların, gaflet ve dalalet içerisinde, baş güçlerin talimatıyla
hareket etmeyi ülke yönetmek zannedenlerin mes’uliyeti vardır. Bu sebeple,
Büyük Birlik Partisi olarak bütün bu şaşkınlık ve dehşet veren gelişmeler
karşısında suskun kalan siyasi partilerimizi, sivil toplum örgütlerini ve bütün
vatandaşlarımızı birlikte hareket etmeye, milletin büyük birlikteliğine
çağırıyoruz.
Bunun için de, yapılacak seçimleri Büyük
Birlik Partisi olarak çok önemsiyoruz. Seçimlerde mutlak başarı için, önümüzdeki
dönemi milletin lehine çevirmek için, mensuplarımızdan bir seferberlik halet-i
ruhiyesiyle gayret bekliyoruz.
Büyük Birlik Partisi kadroları;
o
Vatanımızın,
o
Üniter devlet yapımızın,
o
Milli birlik ve
beraberliğimizin,
o
Cumhuriyetimizin
teminatıdır.
Her mensubumuz yukarıda sayılan
değerlerimizin koruyucusudur, fedaisidir.
Önümüzde yapılacak seçimleri Türk’ ün
bir varlık-yokluk kavgası kabul edeceğiz, uzun yıllardan beri ilk defa
milletimizi kendi iktidarı ile tanıştıracağız.
İktidarımızda, bugün yapılmadığından
ya da yanlış yapıldığından şikayetçi olduğumuz bütün meseleler tek tek masaya
acil olarak yatırılacaktır.
Aşağıda belirttiğimiz hususlar vakit
geçirilmeden çözülecektir.
-
AB müktesebatına uyum sağlayacağız
diye yapılan düzenlemeler yeniden masaya yatırılacaktır. Milli güvenliğimizi
tehlikeye atan, milli birliğimizi bozucu hükümler yasalarımızdan
çıkartılacaktır. Yasal düzenlemelerde AB müktesebatının yerini milli
kazanımlarımız ve Türk’ ün müktesebatı alacaktır.
-
Vatana ihanet suçunun tarifinin
yapıldığı ve bu suçun en ağır ceza ile müeyyidelendirildiği yasanın ihdası
gerçekleştirilecektir.
-
Terörle mücadeleyi en kısa zamanda
neticelendirecek yasal düzenleme yapılacak, gerekli görülürse idam cezası
mevcut suçlara münhasır olmak üzere yeniden ihdas edilecektir.
-
Ülkeyi, milleti, devleti zarara
uğratmış bütün idarecilerin, müruruzaman engellemesine uğramadan hesaba
çekilmesini sağlayacak yasal düzenlemeler yapılacaktır.
-
Kamu vicdanını rahatsız eden bütün
tahdit ve engellemeler yasa teminatı ile kaldırılacaktır.
-
İktidarımızda şu anda yok edilme
tehlikesi ile karşı karşıya bıraktırılmış, tarım, sanayi ve diğer yerli
üretimle ilgili kesimler süratle yasa korumasına kavuşturulacak, IMF
talimatlarının yerini, milli ekonomiyi koruyucu ve inkişaf ettirici yasal
düzenlemeler alacaktır.
-
Madenlerimizin milli çıkarlarımız
doğrultusunda kullanılmasını engelleyici tahditler kaldırılacak, milli maden
politikasının uygulamaya konulması için gerekli tedbirler alınacaktır.
-
Milli eğitim politikamız, hızlı bir
şekilde milli bir zemine oturtulacaktır.
-
Kısacası devr-i iktidarımızda; “her
şey Türk için, Türk’ e göre, Türk tarafından” düsturuna uygun bir
yönetim biçimi sergilenecektir.
Bütün bunları kendi medeniyetimizi tesis
etmek için yerine getirme sözü veriyoruz. Milletimizin değerlerini yangından
mal kaçırırcasına birilerine peşkeş çeken, ülkeyi bölünme noktasına getiren,
milli menfaatlerimiz yerine dış ülkelerin çıkarlarını korumakla kendilerini
vazifeli görenler, global aktörler, artistler, figüranlık yapanlar, besleme
basın mensupları, diyalogcular, mandacılar! Bütün bu yaptıklarınızdan dolayı
millete mutlaka hesap vereceksiniz!
Büyük Birlik Partisi kadrosu, verdiği
sözleri yerine getirmek için, seçimde milletinden yetki ve ruhsat istiyor.
Seçim, millete karşı yanlış yapanların sonunun başlangıcı olacaktır.
Aziz dava arkadaşlarım,
Son günlerde, ülkenin içinde bulunduğu bu
karanlık dönemeçte, etrafımızı saran ayrık otları, bir taraftan baykuş
ötüşmeleri, diğer taraftan bilmem hangi devletin birliğinin askeri okullarında
ortaya çıkartılan haritalar uçuşuyor, etrafta baykuş sesleri ile birlikte, bütün
bu işbirlikçilerin alkış tufanı ile karşılaşıyoruz.
Şunu ifade edelim ki; (işbirlikçileri
kastediyorum) hiç kimse ama hiç kimse sevinmesin. Bu millet 1919 ‘da hangi
ruhla kendisine dayatılan o Sevr paçavrasını, buruşturup kendisine dayatanların
suratına çarpmışsa, seksen küsur sene sonra da, o kahramanların çocukları aynı
dirayetle yeni Sevr dayatmalarını, içerdeki Artin Kemal’ lere rağmen, Damat
Feritlere rağmen, Onlar’ ın suratlarına çarpmasını bilecektir. Bu böyle biline!
Bağrımızda tek nefes soluk kalana
kadar, damarlarımızda tek damla kanımız kalana kadar, Mustafa Kemal Atatürk’ ün
bize emanet ettiği Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ ni koruyacağız, vatanı
böldürtmeyeceğiz.
Papaymış, papazmış, bunların
işbirlikçileriymiş, ne yaparlarsa yapsınlar, ellerinden ne gelirse gelsin, bu
vatanı bölmeye, milletimizin arasındaki milli tesanütü ortadan kaldırmaya
güçleri yetmeyecektir.
Anayasamızın 66.maddesinde ifadesini bulan
ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ ün deyişiyle “Türkiye Cumhuriyeti’ ni kuran
halkın ismine Türk Milleti denir” hükmünü Allah’ ın izniyle kıyamete kadar
değiştirmeden yaşatacağız.
Dinimize hakaret ederek, maneviyatımızla
dalga geçerek ülkemizi ziyarete gelmek isteyenler, özür dilemeyenler, yarın
geldiklerinde bu milletin engin tepkisini göreceklerdir. Yine Büyük Birlik
Partisi olarak İstanbul İl Teşkilatımızın bu ziyaretle ilgili ortaya koyacağı
tepkide, bütün Türk Milleti’ ni teşkilatımızın yanında görmek istiyoruz.
Teşkilatımıza destek veriniz ki; ezanımız susmasın, bayrağımız inmesin, vatan
bölünmesin, şehitlerimizin kanı yerde kalmasın! Milletimize bu sözü
veriyoruz. Bugünkü toplantımızın hayırlara vesile olmasını diliyoruz.
Saygılar sunuyorum.
TRT muhabirinin sorusu :
Evet, bir askeri harp okulunda çıkan bir haritadan
dolayı Türk askerleri toplantıyı terk edip geliyor. Bunun yanı sıra, hemen
akabinde (ertesi günlerde) bir açıklama yapılıyor. İmralı’ da yatan bir şahıs,
terörün artık barışla bitirilmesini istiyor, barış çağrısı yapıyor, mevcut bir
parti de bu barış çağrısını yineleyerek PKK’ nın silah bırakması yönünde bir
çalışma yapıyor. Yeni bir haritanın ve bu barış çağrısı şeklinde isimlendiren
sürecin ortaya çıkmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Ne görüyorsunuz?
Edip Özbaş’ ın yanıtı : Bütün bu
olayların tesadüfler neticesinde gelişmediğini biliyoruz. Aylar öncesinde
internet sayfalarında, bu askeri okulun duvarında asılı olan haritanın aynen
tıpatıp benzerinin yayınlandığını biliyoruz. Bütün bunlar karşısında ses
çıkartmayanlar, bugüne kadar görmezlikten gelenler, bugün sanki yeni bir vakıa
imiş gibi, “Bunu yapmak terbiyesizliktir, uluslar arası, devletler arası
hukukuna saygısızlıktır” diyerek tel’in ediyorlar.
Arkadaşlar, yıllardan beri üzerimizde
oynanan oyunun son perdesine yaklaşmış durumdayız. Bütün bunlar oyunun
parçaları. Aktörler değişiyor, kuklalar değişiyor fakat oyunu idare edenler aynı
kalıyor. Onlar değişmiyor. İşte bizim buradan milletimize çağrımız şu olacak;
“Bu önümüzdeki seçimleri elimize geçen son fırsat olarak değerlendirelim o
kuklacının, o oyuncunun bileğini keselim, içerdeki işbirlikçilerine de müstahak
oldukları cezaları verelim!”
Bu milleti daha fazla oyalamaya, daha
fazla kandırmaya kimsenin ama hiç kimsenin hakkı yoktur. Milletin vicdanı ile
örtüşmeyen beyanatlarla Türkiye’ nin gündemine oturup, öbür taraftan Türkiye’
nin bölünmesine göz yumanları affetmeyeceğiz, tarih de affetmeyecek.
Her şeye karşı hazırlıklı olmak zorundayız
ve bu oyunu bozmak zorundayız. Oyunu bozacağız arkadaşlar, buna emin olun. Yeter
ki kararlı olalım, gördüğümüz hususları iyi okuyalım ve karşımızdaki güçlerin
karşısında, bir çelik yumruk haline gelmiş şekilde duralım. Bölücü haritanın
bugün yapılmadığını, bugün ortaya çıkmadığını biliyoruz. Bugün ortaya
çıkartılmasının sebebini de biliyoruz. Biraz evvel basın toplantısında ifade
ettiğim gibi eşkıyanın eş güdümlü koordineli bir şekilde ateşkes ilan ettiğini
de ibretle seyrediyoruz. Bütün bunlar “körün taşı” değil. Bütün bunlar
planlı oynanan oyunun parçaları. Buradan ifade ediyorum; Türk Milleti PKK’ yı
ezecektir. PKK’ nın yöneticileri de müstahak oldukları cezaya er geç
çarptırılacaktır.
Dünküler, dün iktidarı işgal edenler,
iktidarda bulunanlar, bugünküler, şehit analarının gözünün yaşını dindirmek için
katil başını asmaya cüret edemediler. Ama bu millet, er geç, O’ na müstahak
olduğu cezayı verecektir. Teröristin, bebek katilinin, vatan hainin, bir büyük
devlete karşı ateşkes ilan etmeye yetki ve mecalinin olamayacağı gerçeği ile
karşı karşıya bırakacaktır.
Eşkıya ile masaya mı oturulur? Eşkıya
ile ateşkes mi yapılır? Eşkıya teslim olur. Ya teslim olur, ya bir kayanın
dibinde köpek gibi öldürülür.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bugüne kadar
hiçbir eşkıya ile masaya oturmamıştır. Bu milletin tarihinde son iki yüz seneden
beri aynen bugünkü gibi çeşit çeşit dış kaynaklı, dıştan beslemeli isyanlar
çıkmış. Bu millet bir milyon evladını bu isyanlarda kaybetmiş. Biz şerefle
şanla gururla yaşarız ama tarihimizdeki gibi yaşarız, bir milyonumuzu feda
ederiz ama Türk’ e yakışır bir şekilde tarihte varlığımızı sürdürürüz. Biz bu
topraklar için bedel ödemişiz. Ve bu bedel karşılığı bu toprakların ismi
asırlardan beri “Türkiye” olarak anılmış. Biz bedel ödememiş olsaydık, bu isim
Türkiye olarak kalır mıydı? Yine altını çizerek ifade ediyorum ki; bir bedel
ödenecekse yine bir bedelin ödenmesi gerekiyorsa atalarımızdan daha az kahraman
zannetmesinler bizleri, bu bedeli fazlasıyla ödemeye hazırız.