Zeynep Fırtına
75, eşi Ahmet Necmi Fırtına ise 81 yaşında. Ankara'da yaşıyorlar.
Fırtına onların gerçek soyadı değil. Asıl soyadları olan Pehlivanoğlu'nu,
12 Eylül darbesinde yaşadıkları acı bir olaydan sonra aldıkları
tehditler yüzünden, mahkeme kararıyla değiştirmişler.
12 Eylül,
öncesinde ve sonrasında binlerce yuva yıktı, ana babaları ağlattı.
Zeynep ve Ahmet Necmi Fırtına, 12 Eylül'ün faturasını ağır ödeyenlerden.
Bugün lüks konutların bulunduğu, dönemin gecekondu mahallesi Balgat'ta,
10 Ağustos 1978 gecesi, teravih vakti, mahalledeki 5 kahvehane, kimliği
belirsiz kişilerce tabancalarla tarandı, 5 kişi yaşamını yitirdi. Tarihe
'Balgat katliamı' olarak geçen bu olayda, sol görüşlülere ait üç
kahvehanede 3, ülkücülere ait iki kahvehanede de 2 kişi yaşamını
yitirdi.
Olaydan sonra
operasyona başlayan polis, 3 kilometre uzakta, Ülkücülerin yoğun olarak
oturduğu Karapınar Mahallesi'ne baskın düzenledi ve bir grup genci
gözaltına aldı. Gözaltına alınanlar arasında, 22 yaşındaki Mustafa
Pehlivanoğlu da vardı. 2 yıl kadar hapis yatan Mustafa Pehlivanoğlu ile
aynı davadan yargılanan İsa Armağan, Mamak Cezaevi'nden kaçtılar.
Planları yurtdışına kaçmaktı. Ancak aynı günlerde 12 Eylül darbesi
yapıldı, sıkıyönetim ilan edildi. Mustafa Pehlivanoğlu ile İsa armağan,
saklandıkları bağ evinde yakalanarak tekrar cezaevine kondular. 7 Ekim
1980 tarihinde idamı onaylanan Mustafa Pehlivanoğlu, 7 Ekim'i 8 Ekim'e
bağlayan gece yarısından sonra, Mamak Cezaevi'nde asıldı. Ailesi idamı,
3 gün sonra cezaevine ziyarete gittiğinde öğrendi. Necmi ve Zeynep
Pehlivanoğlu, oğulları yerine mezarını ziyaret etti.
MUSTAFA'YI BİR İHBAR YAKTI
Necmi ve Zeynep
Fırtına, 26 yıl önce gecekondu olan Balgat Karapınar Mahallesi 375
numaradaki apartmanda oturuyorlar. Fırtına çifti ve 43 yaşındaki kızları
Sevinç Sarı, 26 yıl önce ve sonrasında yaşadıkları 'darbe' acılarını
anlattılar. Balgat'taki saldırı yapıldığı sırada 3 kilometre uzaklıktaki
camide teravih namazı kılan oğulları Mustafa'nın, 3 yıldır arkadaşlık
ettiği sözlüsü S.'nin ağabeyi A., tarafından ihbar edildiğini ileri
sürdüler. Necmi Fırtına, "Oğlumu ihbar ederek kendisini kurtaran A, daha
sonra bize bunu itiraf etti. Ancak öyle bir dönemdi ki ne A'nın, ne de
Mustafa'nın olay sırasında teravih namazında olduğunu görenlerin
tanıklıkları kabul edilmedi" diyor.
İTİRAF
İÇİN İŞKENCE
Büyük oğlu
Oktay'a da "Katliamı Mustafa'nın yaptığını itiraf et" diyerek işkence
yapıldığını söyleyen Zeynep Fırtına, "Gözaltına alındığı gün karakola
oğlumu ziyarete gittim. Yanıma, yüzü, gözü vücudunun her tarafı şişlik
ve morluklarla dolu bir genç getirdiler. Tanıyamadım. İşkence acısından
konuşamıyordu bile. Fanilasını giydirirken sadece, 'Anne yavaş' dediğini
hala unutamıyorum" diyor.
Pehlivanoğlu'nun cezaevinden ailesine yazdığı mektuplardan
Tavana
asıp altımda ateş yaktılar
12.02.1980
Mamak Askeri
Cezaevi
Bismillahirrahmanirrahim
Kıymetli
kardeşim Sevinç
Bacım, hasretle
gözlerinden öperim. Nasılsın, iyi misin. Ben çok iyiyim, koç gibi
yatıyorum. Ne mutlu ki vatanını, milletini seven, Allah yolunda mücadele
için içeri düşen ve yine de yılmayıp Allah için mücadele eden ber abiye
sahipsin. Bunun için hiç bir zaman ağlamanızı istemiyorum.
Size, bugüne
kadar hiç anlatmadığım bazı şeyler anlatacağım. 10 gün Emniyet
Sarayı'nda kaldım. Ceyrana bağladılar, her yerimden falakaya yıktılar.
Yetmiyormuş gibi bir de tavana asıp ayaklarımın altında ateş yaktılar.
Böyleyken ben ağlamadım ve sabredip her şeyi Cenab-ı Allah'a bıraktım.
Sizin de bir daha ağladığınızı duymayacağım tamam mı?
Bize düşmanlık
yapan Allah'ından bulur. Bunu unutma. Kimin ne yaptığını çok iyi
biliyorum ve onlara istediğim kötülüğü de yaptırırım ama her şeyi
Allah'a bırakıyorum. Kimseye kin gütmeyin.
Balgat
katliamının silahları Dev Sol'un hücre evinden çıktı
Necmi Fırtına,
dava devam ederken Balgat katliamında kullanılan silahların, Dev Sol'un
hücreevi olarak kullandığı Gölbaşı'ndaki bir mağaradan çıktığını ancak
bunun da Mustafa'yı kurtarmaya yetmediğini söylüyor. Zeynep Fırtına,
"Savcılık kararı ile mezarı açtılar. Limon kabuğu nasıl sararmışsa
yavrumun kefeni öyle sararmıştı. Ne kefeni, ne vücudu, ne teni hiçbir
şekilde bozulmamıştı. Oradaki herkes şahit, mis gibi bir koku yayıldı
etrafa. Oradakiler, 'Biz bugüne kadar böyle bir mevta görmedik' dediler"
diye konuşuyor.
Necmi Fırtına,
12 Eylül döneminin yeniden sorgulanması gerektiğini söyleyerek, "O
gençleri kırdıranlar, her yerin kan gölüne dönmesine seyirci kalanlar,
'İhtilalin olgunlaşmasını bekledik' diyenler, bir gün sonra silahları
nasıl susturdular. Açıklasınlar. Gerçek suçlular, bir günde tüm
silahları susturma gücüne sahip oldukları halde onca gencin kanının
dökülmesini bekleyenlerdir" diyor. Necmi Fırtına'nın bir de isteği var:
"Bugüne kadar gazetecilere hep, 12 Eylül darbecilerini ve Kenan Evren'i
sevmediğimi söyledim. Hiç biri yazmadı. Sizden bunu yazmanızı istiyorum.
Bütün insanlar Kenan Evren'i sevmek zorunda değil ki."
İki
temyiz hakkımız daha vardı
Anne Zeynep
Fırtına, idam kararını üç kez temyiz etme hakları bulunduğunu ancak
sadece bir temyiz haklarını kullanabildiklerini anlatıyor. İdam
kararının ardından, ağabeyi Mustafa'nın, İsa Armağan'la birlikte Mamak
Cezaevi'nden kaçtığını, yurtdışına kaçmak isterken 20 gün sonra bir bağ
evinde yakalandıklarını anlatan kız kardeşi Sevinç Sarı ise "Bu arada 12
Eylül darbesi olmuştu. Mahkeme ikinci ve üçüncü temyiz başvurumuzu
beklemeden, 7 Ekim günü idamı onaylamış. Bunu bize haber vermediler.
Solculardan Necdet Adalı ile abim Mustafa'yı aynı gece idam etmişler"
diyor