BÜYÜK
BİRLİK PARTİSİ (BBP) GENEL BAŞKANI VE SİVAS MİLLETVEKİLİ MUHSİN YAZICIOĞLU, “12
MART İSTİKLAL MARŞI’NIN KABULÜNÜN 87. YILDÖNÜMÜ” MÜNASEBETİYLE BİR MESAJ
YAYIMLADI.
Yazıcıoğlu, mesajında şunları kaydetti:
“İstiklal Marşımızın kabulünün 87. yıldönümünde mili şairimiz Mehmet Akif
Ersoy’u, istiklalimizi bize kazandıran tüm İstiklal Savaşı önderlerini ve
İstiklal Marşımızı ayakta alkışlayarak kabul eden birinci TBMM üyelerini saygı
ve minnet duyguları ile anıyor, Allah’tan rahmet diliyorum.
Milli mücadelenin en çetin döneminde büyük Türk Milletinin milli ve manevi
duygularına tercüman olacak, milleti millet olma şuuru ile harekete geçirecek,
tarih boyunca hiçbir fani güce boyun eğmemiş, yaklaşık on asır İslam’ın
bayraktarlığını yapmış, Türk milletinin bağımsızlık mücadelesini taçlandıracak
ve al bayrağımızın dalgalandığı her yerde büyük Türk Milletini temsil edecek bir
milli marşımız yoktu. Bu eksikliği gidermek için TBMM bir İstiklal Marşının
yazılmasını istemiş, bu sebeple Maarif Vekaleti tarafından bir müsabaka açılmış
ve müsabakada birinciliği alacak marşın yazarına 500 lira nakdî mükafat
verileceği ilan edilmiştir.
Ülkenin her tarafından 500’ün üzerinde şiir müsabakaya gönderilmiş, fakat
yazılan marşlar milletin hissiyatına tercüman olmadığı için beğenilmemiştir.
Mehmet Akif marşın yazılma işinin mükafatlı olmasından dolayı müsabakaya
katılmamıştır. Maarif Vekili Hamdullah Suphi’nin;
“Pek aziz ve muhterem Mehmet Akif Bey, İstiklal Marşı için açılan müsabakaya
sırf ödüllü olduğu için katılmama sebebinizi ortadan kaldırabiliriz” şeklindeki
mektubundan sonra Mehmet Akif Ersoy İstiklal Marşımızı yazmıştır ve onun yazdığı
bu marş, 12 Mart 1921 tarihinde TBMM’de Hamdullah Suphi tarafından okunmuş, tüm
meclis üyelerinin ayakta alkışlarıyla kabul edilerek milli marşımız olmuştur.
Daha sonra Anadolu’nun her köşesinde büyük bir kabul görerek heyecanla
okunmuştur.
Mehmet Akif’e niçin İstiklal Marşını “Safahat”ına koymadığı sorulduğunda büyük
şair “o benim değil ancak milletimindir” diye cevap vermiştir. Ödül olarak
kendisine verilmek istenen 500 lirayı da Darü-l Nisaiyye’ye bağışlamıştır ve bu
şekilde ödül meselesi halledilmiştir.
Giyecek bir paltosu dahi olmayan, Ankara’nın ayazında Meclise paltosuz gelip
giden, “milletin yemediğini nasıl yer, içmediğini nasıl içersiniz?” diye
kardeşinin evinde çayı şekerle içenleri uyaran Mehmet Akif’in İstiklal Marşımızı
nasıl bir hissiyat içerisinde yazdığı bu davranışlarından anlaşılmaktadır. Onun
bu hissiyatını anlamayan ya da anlamaktan uzak olanlar ancak dillerinde zoraki
bu marşı okuyabilirler. Asıl olan bu marşı, ruhunun tüm derinliklerinde
hissedebilmektir. İstiklal Marşı Türk Milletinin manevi ruhunda yanan
bağımsızlık ateşidir ve dünya alem bilmelidir ki bu ateş dünya var oldukça
yanmaya devam edecektir. Bugüne kadar bu ateşi söndürmeye çalışanların
gayretleri nasıl boşa çıktıysa bundan sonra da beyhude bir çaba olarak
kalacaktır.
Ülkemizin içte ve dışta kuşatıldığı, milli ve manevi değerlerimizin çiğnendiği,
gençlerimizin ruhsuzlaştırılmaya çalışıldığı, en önemlisi ülkemizi bölmeye ve
parçalamaya çalışanların su yüzüne çıktığı bu dönemde İstiklal Marşımızı tüm
benliğimizde hissederek daha gür bir sesle okumak ve manasına uygun hareket etme
mecburiyetimiz vardır.
Milli şairimiz “acaba İstiklal Marşı yeniden yazılsa daha iyi olmaz mı?”
diyenlere “Allah bir daha bu memleketin, bu milletin istiklalini tehlikeye
düşürmesin ve bir daha onu istiklal marşı yazmaya mecbur etmesin” diyerek cevap
vermiştir.
Mehmet Akif’in o gün ne demek istediği bugün daha iyi anlaşılmaktadır.
Milletimizin tüm hissiyatına tercüman olan bu marşı yazdığı için milli şairimize
bir kez daha minnet ve şükranlarımı sunuyor, Allah’tan rahmet diliyorum.
Milletimizin tüm fertlerini bu marşı, bugünün hatırasına bir kez daha gür bir
sesle, ruhunun tüm derinliklerinde hissederek okumalarını tavsiye ediyorum.
Tüm halkımızı bizi milletçe birleştiren İstiklal Marşımızın ifade ettiği madde
ve mana etrafında birlik olmaya ve İstiklal Marşımızın ruhunda yeniden milli
bağımsızlığımıza sahip çıkmaya çağırıyorum.”
11 Mart 2008